YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13326
KARAR NO : 2014/1017
KARAR TARİHİ : 23.01.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir. Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanık …’nun böbreklerinden rahatsızlandığı, bunun üzerine Fırat Üniversite Hastahanesi Üroloji Kliniğine gittiği, burada kız kardeşi olan diğer sanık …’a ait olan sağlık karnesini ibraz edip adı geçen hastahaneye kaydını yaptırarak 01.03.2007 ile 15.03.2007 tarihleri arasında yatarak tedavi görmek suretiyle haksız menfaat sağlayarak katılan kurumunu 1.792,89 TL zarara uğrattıklarının iddia edildiği olayda, suça konu sağlık karnesinde hak sahibi olan sanık …’ın onaylı, mühürlü resminin bulunduğu, bu durumda hastahane görevlilerinin kolaylıkla müracaat eden kişinin karnedeki resme bakıldığında karne sahibi olmadığını anlamaları gerekmesine rağmen bunu yapmadıkları, sanık …’nin dolandırıcılık suçuna vücut verecek şekilde bir hilesinin, belli bir ağırlık ve yoğunlukta menfaat sağlamaya dayalı bir yalanının bulunmadığı, basit bir kontrolle karne sahibinin ibraz eden kişi olmadığının anlaşılabileceği halde, bunun yapılmayarak tedaviye devam edilmesinde sanıkların üzerine atılı dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığı, ayrıca sosyal güvencesi bulunmayan sanık …’nin bir böbreğinin alınmasını gerektirecek kadar ağır ve acil olan hastalığı karşısında, Anayasanın sosyal devlet ilkesi özelliği de dikkate alınarak ıztırar halinin mevcut olduğunun kabul edilmesi gerektiği gerekçelerine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 23.01.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.