YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13380
KARAR NO : 2013/18572
KARAR TARİHİ : 27.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1)Sanıklar … ve … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararı, sanık … hakkında ölüm nedeniyle verilen düşme kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir.Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Yukarıdaki ilkeler ışığında somut olay incelendiğinde;
Sanıkların … … Başmüdürlüğünde görevli bulundukları, kurumlarına doldurup verdikleri tedavi yardım beyannamelerinde gösterdikleri bir kısım aile fertlerinin başkaca sosyal güvenlik kurumunun mensubu bulunmalarına rağmen katılan kurumun tedavi yardımından yararlanarak kurumu zarara uğrattıklarının iddia olunduğu olayda, sanıkların bahsi geçen yakınlarının sanıkların sosyal güvencesinden yararlanmasalar dahi kendi sosyal güvenceleri kapsamında tedavi giderlerinin karşılanacağı, ilgili kurum yetkililerinin sigortalıların ve beyannamede gösterdikleri yakınlarının başkaca sosyal güvenlik sistemlerine dahil olup olmadıklarını denetleme ve kontrol yükümlülüklerinin bulunduğu, suç tarihinden sonra sosyal güvenlik hizmetlerinin birleştirilerek Sosyal Güvenlik Kurumu bünyesinde toplandığı ve yapılan harcamaların ortak bir kaynaktan yapılması nedeniyle kurumun herhangi bir zararının oluşmayacağı cihetle, suçun yasal unsurlarının oluşmaması nedeniyle sanıkların beraatlarına, vefat ettiği hususunda nüfus kaydı itibarı ile kuşku bulunmayan sanık … hakkında ise açılan kamu davasının düşürülmesine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2)Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararı, sanık … … hakkında anılan suçtan verilen zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırma kararına yönelik temyiz isteğinin incelenmesinde;
Hükmün gerekçe kısmında sanık …’ın eyleminin zamanaşımına uğradığı anlatıldığı halde hüküm kısmında hükmün karıştırılması sonucu …’ın beraatine, …’ın eyleminin zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.