YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13642
KARAR NO : 2013/17141
KARAR TARİHİ : 11.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Ortadan kaldırma, beraat, mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen,Kamu kurum ve kuruluşlarının,kamu meslek kuruluşlarının,siyasî parti,vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi,nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi,bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının,ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir. Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için,bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma,bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
…, …, …, … ve …’un, annelerinden miras yolu ile intikal eden ve Karataş ilçesi … köyünün sınırlarındaki 78 numaralı parselde bulunan arazi üzerinde müşterek mülkiyet hakkına sahip oldukları,
sanığın, söz konusu taşınmazın, bu kişiler tarafından kendisine kiraya verdiğine dair kira sözleşmelerini ve muvafakatname örneklerini sahte olarak düzenledikten sonra, 2002-2007 yılları arasında, Karataş İlçe Tarım Müdürlüğüne başvuruda bulunarak söz konusu arazi üzerinde tarımsal faaliyette bulunduğuna ilişkin evraklar ile birlikte ibraz etmesi neticesinde; tarımsal faaliyetlerinden dolayı Doğrudan gelir desteği kapsamında sanığa 886.40 TL ödendiği, bu şekilde sanığın üzerine atılı olan özel belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda;
1- 25.08.2004 tarihinde işlediği özel belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçuna ilişkin mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
25.08.2004 olan suç tarihinden temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayıı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’ nın 223/8. maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
2-24.08.2005, 30.10.2006, 21.12.2006 tarihlerinde işlediği iddia olunan dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararlarına yönelik yapılan temyiz incelemesinde
Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığından beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
3- 26.09.2002, 20.08.2003 tarihlerinde işlediği iddia olunan özel belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarına ilişkin verilen ortadan kaldırma kararlarına yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Sanığa yüklenen dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarının gerektirdiği cezasının miktar ve nev’i itibariyle tabi olduğu 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2 maddelerine göre hesaplanan 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının; suçların işlendiği 2002 ve 2003 yıllarından kararın verildiği 09.12.2010 tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmakla; kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde ortadan kaldırılmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1 maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. Maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak; bu aykırılığın aynı kanunun 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümden “ortadan kaldırılmasına” ibaresinin çıkartılarak yerine “5271 sayılı CMK’nın 223/8 maddesi uyarınca düşmesine” ibaresinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
4-24.08.2005, 30.10.2006, 21.12.2006 tarihlerinde işlediği iddia olunan özel belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik yapılan temyiz incelemesinde;
Sanığın üzerine atılı özel belgede sahtecilik suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanığın adli sicil kaydındaki ilamının hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin olduğunun anlaşılması karşısında; sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususundaki kanaat ile hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmesi gerekirken sanık hakkında 08/02/2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunun değerlendirilmemesi,
5-Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nın 53/4. maddesi gereğince, kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık hakkında 5237 sayılı aynı Kanunun 53/1 maddesi maddesinde gösterilen hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, 11.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.