Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/13646 E. 2013/18691 K. 28.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13646
KARAR NO : 2013/18691
KARAR TARİHİ : 28.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Özel belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz siteminin incelenmesinde;
30.12.2004 olan suç tarihinden temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’ nın 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi gereğince sanık hakkındaki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE
2-Dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz siteminin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanunu’ nun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa,basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Sanığın, müşteki Ilgaz Yılmaz adına sahte sürücü belgesine kendi resmini yapıştırıp bununla …’a başvurup müşteki adına kredi kartı çıkartarak harcama yapmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği somut olayda; sanığın başka bir dolandırıcılık eylemi nedeniyle İyidere İlçesi’nde 20.12.2005 tarihinde yakalandığı ve akabinde tutuklandığı, İyidere Asliye Ceza Mahkemesi’nde tutuklu olarak yargılanan sanığın, hükmen tutuklu olarak 23.02.2006 tarihinde mahkumiyetine karar verildiği, yakalandığında üzerinde suça konu kredi kartının bulunması üzerine dava konusu olayın soruşturmasına geçildiğinin anlaşılması karşısında, bu kredi kartını en son, sanığın tutuklu olduğu 01/02/2006 tarihinde kullanıldığına ve suç tarihinin 01/02/2006 olması nedeniyle sanığın suç tarihi itibariyle eylemine uyan 5237 sayılı TCK’nın 245. maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiğine dair tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmeyerek yapılan incelemede;
20.12.2005 tarihinde başka suçtan tutuklanarak cezaevine giren sanığın suça konu kredi kartını daha önce kullanıp kullanmadığı, kullanmış ise en son hangi tarihte kullandığı kesin olarak tespit edilip, suç tarihi belirlenerek, 5237 sayılı TCK’nın yürürlüğe girdiği zamanda işlenmişse sanığın 5237 sayılı TCK’nın 245. maddesi uyarınca cezalandırılması, daha önceki bir tarihte ise 765 sayılı TCK uyarınca sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine, 765 sayılı TCK’nın 504/1 maddesi uyarınca mahkûmiyetine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi