YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13657
KARAR NO : 2012/44908
KARAR TARİHİ : 05.12.2012
Emniyeti suistimal suçundan sanık …, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 508, 522/1 ve 647 sayılı Cezaların İnfazı Hakkında Kanun’un 4. maddeleri gereğince 780.000 Türk lirası ağır para cezası ile cezalandırılmasına dair … Asliye Ceza Mahkemesinin 13/10/1994 tarihli ve 1994/46 esas, 1994/158 sayılı kararının infazını müteakip, hükümlünün 09/08/2011 tarihli dilekçe ile yaptığı sabıka kaydının silinmesi talebi üzerine, 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu’nun geçici 2. maddesi delaletiyle 3682 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca adlî sicil ve arşiv kaydının silinmesine dair aynı Mahkemenin 11/10/2011 tarihli ve 2011/205 değişik … sayılı karar aleyhine Yüksek … Bakanlığınca verilen 10/09/2012 gün ve 2012/14314/51136 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 21/09/2012 gün ve 2012/240426 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Talep edenin yokluğunda verilen kararda kanun yolu başvuru süresinin tebliğ tarihinden itibaren başlayacağının gösterilmesi gerekirken, tefhim ve tebliğinden itibaren şeklinde gösterildiği, ancak Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13/03/2012 tarihli ve 2011/6-386 esas, 2012/99 karar sayılı ilâmında belirtildiği üzere 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 264. maddesine göre kabul edilebilir bir yasa başvurusunda yasa yolunda veya merciinde yanılgının başvuranın haklarını ortadan kaldırmayacağı, bu halde başvurunun yapıldığı merciince başvurunun derhal görevli ve yetkili merciiye gönderilmesi gerekeceği cihetle, tebligatın yapılmasından sonra kanun yolu başvuru süresi olarak gösterilen 7 günlük süre içerisinde talep eden tarafından yapılan herhangi bir kanun yolu başvuru girişiminin bulunmadığı gibi talep edenin yanıltıldığına dair bir anlatıma da rastlanılmaması karşısında bahsedilen kararın kesinleşmiş bulunduğu değerlendirilerek yapılan incelemede,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu’nun geçici 2. maddesinin 2. fıkrasında “Birinci fıkra gereğince işlem yapılarak arşive alınan kayıtlar hakkında, 3682 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinde öngörülen sürelerin dolduğu veya ertelenmiş olan hükmün esasen vaki olmamış sayıldığı hallerde bu tarih esas alınarak, Anayasanın 76’ncı maddesi ve özel kanunlarda sayılan suç ve mahkûmiyetler dışındaki kayıtlar için ilgilinin, Cumhuriyet başsavcılığının veya Adlî Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünün talebi üzerine hükmü veren mahkemece veya talep edenin bulunduğu yer asliye ceza mahkemesince arşiv kaydının silinmesine karar verilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, sanığın eyleminin Anayasanın 76. maddesi kapsamında kaldığı ve 5352 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesinin 2. fıkrası uyarınca mahkûmiyet hükmünün arşiv kaydından çıkarılmasının mümkün olmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Hükümden sonra 11.04.2012 tarih ve 28261 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6290 sayılı “Adli Sicil Kanunu ile Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanunda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”la 5352 sayılı Adli Sicil Kanununda değişiklikler yapılmış olup; kanun yararına bozma yolunun, hâkim ya da mahkemeler tarafından verilip, istinaf ve temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlerdeki, verildikleri tarihte yürürlükte bulunan hukuk kurallarına aykırılıkların giderilmesi için başvurulan olağanüstü bir yasa yolu olması nedeniyle, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 2 ve 7. maddeleri uyarınca, hükümlünün hukuksal durumunun yeniden değerlendirilip belirlenmesinin merciince yapılarak, bir karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden Hendek Asliye Ceza Mahkemesinden verilen 11.10.2011 gün ve 2011/205 D. … sayılı kararın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309.maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmek üzere dosyanın Yargıtay C.Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.