YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13662
KARAR NO : 2013/18687
KARAR TARİHİ : 28.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
… Devlet Hastanesi’nde görevli doktor … tarafından SSK’lı hastalara bol miktarda ve aşırı dozlarda … ilaç yazıldığı, 74 adet … reçetesinin bu eczane tarafından karşılandığı, eczanenin etkin madde alım faturaları incelendiğinde 2005 yılı ve 2006 yılı içinde toplam 80 gram rivanol aldığının görüldüğü, ancak karşıladığı 14 adet reçetede toplam 900 gram rivanol kullanılmış olması gerektiği, sanığın bir reçete karşılığı 40 veya 90 gramlık rivanol alımını hiçbir zaman yapmadığı, sanığın eczanesinde kozmetik ürünleri sattığı, düzenlenen reçeteler karşılığında ilaç vermeyip kozmetik ürünü vermek suretiyle kamu kurumu aleyhine dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği somut olayda; sanığın savunmasında eczanede hazırlanan çok kâr getirmeyen ve hazırlanması zahmetli olan ilacı diğer eczanelerin hazırlamayıp hastaların sanığın eczanesine yönlendirildiğini, ilaç için gerekli hammaddenin ecza depoları ve aktarlardan temin edilmesi nedeniyle faturasız alım olabileceğini belirtmesi, reçete sahibi hastaların yazılı ilaçları alıp kullandıklarını beyan etmeleri, adı geçen doktorun bu hastaların önemli bir kısmının çalıştığı işyerlerinin işyeri hekimi olduğu, bu nedenle bu hastaların ilaçlarını işyerinde düzenlediğinin anlaşılması karşısında, sanığın atılı suçtan mahkumiyetini gerektirir, kesin ve inandırıcı delil elde edilememsi nedeniyle beraatine dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 28.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.