Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/13932 E. 2014/5326 K. 24.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13932
KARAR NO : 2014/5326
KARAR TARİHİ : 24.03.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Suça sürüklenen çocuğun, suç tarihinde müştekinin olmadığı bir saatte müştekiye ait iş yerine giderek müştekinin oğlu …’a, “ben babanın arkadaşının oğluyum, baban bize 20 TL verecekti” dediği, bunun üzerine tanık …’in cep telefonundan babasını aradığı, babasının “…’e bizim onlara borcumuz yok” dediği, ayrıca telefonu suça sürüklenen çocuğa vermesini söyledikten sonra, müştekinin telefonla bu kez … ile konuştuğu ancak konuşma bittikten sonra müşteki böyle bir şey demediği halde, suça sürüklenen çocuğun …’e “baban bana 20 TL vermeni söyledi” diyerek …’den 20 TL aldığı, sonra …’in telefonunu isteyerek, “babamı arayıp parayı aldığımı söyleyeceğim” dediği, … telefonu verdikten sonra, çocuğun telefonla konuşurken birden ortadan kaybolduğu, böylece sanığın 20 TL’yi hileyle alarak dolandırıcılık, daha sonra cep telefonunu da İbrahim’in rızası dışında alıp kaçmak suretiyle harsızlık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Suça sürüklenen çocuk, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, suçun çocuk tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre o yer Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek suça sürüklenen çocuğa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuğun temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla ”18 gün”, ”12 gün”, ”10 gün” ve ”200 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla ” 5 gün ” , ”3 gün”, ”2 gün” ve ”40 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Hırsızlık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
a-Dolandırıcılık suçunu malvarlığına karşı işlenen diğer suç tiplerinden farklı kılan husus, aldatma temeline dayanan bir suç olmasıdır. Birden çok hukuki konusu olan bu suç işlenirken, sadece malvarlığı zarar görmemekte, mağdurun veya suçtan zarar görenin iradesi de hileli davranışlarla yanıltılmaktadır. Madde gerekçesinde de, aldatıcı nitelik taşıyan hareketlerle, kişiler arasındaki ilişkilerde var olması gereken iyiniyet ve güvenin bozulduğu, bu suretle kişinin irade serbestisinin etkilendiği ve irade özgürlüğünün ihlâl edildiği vurgulanmıştır. Somut olayda, suça sürüklenen çocuğun hile kullanmak suretiyle önce …’in parasını daha sonra da hileli hareketlerine devam ederek telefonunu da alarak uzaklaşması eyleminin kül halinde dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeden ayrıca unsurları itibariyle oluşmayan hırsızlık suçundan da hüküm kurmak suretiyle fazla ceza tayini,
b-Kabule göre de, suça sürüklenen çocuğun 18 yaşından küçük olduğu dikkate alınarak, bu yaştaki çocukların disko, gazino ve barlara gitmesinin yasal olarak da mümkün olmadığının anlaşılması karşısında, bu şekilde infaz kabiliyeti bulunmayan tedbire hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.