YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13961
KARAR NO : 2013/18701
KARAR TARİHİ : 28.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Bankanın araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında iftira suçundan zamanaşımı süresi içinde kamu davası açılıp karar verilmesi mümkün görülmüştür
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması
halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp,yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek … gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için,dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten süjelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanığın, kendi fotoğrafının yapıştırılmış olduğu ancak … isimli şahsın kimlik bilgilerinin bulunduğu nüfus cüzdanını sahte olarak tanzim edip …’a müracaat ederek çek hesabı açtırıp çek karnesi aldığı, akabinde katılan …’ya ait … Petrol isimli benzin istasyonuna giderek kendini … olarak tanıtıp suça konu 23.07.2005 keşide tarihli 13.000 TL bedelli, 05.08.2005 keşide tarihli 12.500 TL bedelli ve 19.8.2005 keşide tarihli 13.500 TL bedelli çekleri vererek benzin satın aldığı, katılan tarafından söz konusu çeklerden bir tanesinin tahsil amacıyla bankaya ibraz edildiğinde karşılığının bulunmadığının tespit edilmesi üzerine yapılan araştırma sonucunda durumun anlaşıldığının iddia edildiği olayda,
Sanığın eylemini, bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında, TCK’nın 43/1 maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, yine dosyada mevcut adli sicil kaydından tekerrüre esas sabıkası olduğu anlaşılan sanık hakkında TCK’nın 58.maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanığın aşamalarda değişmeyen ifadesinde, suçlamaları kabul etmemesi, suç tarihinde Ümraniye E Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu olduğunu beyan etmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından; sanığın suç tarihinde tutuklu veya hükümlü olup olmadığının ilgili cezaevinden sorulup tespit edilmesi, kimlik bilgileri kullanılarak adına sahte çek hesab
açılan … isimli şahsın olayla ilgili tanık sıfatıyla beyanlarının alınması, tanık … …’nın sanığı olay sonrası müracaatı nedeni ile gittiği polis karakolunda fotoğraf üzerinden teşhis ettiği, bunun dışında aşamalarda sanıkla yüzleştirilmediği gibi başkaca teşhiste yaptırılmadığı, sanığın da ifadesinde tanığı tanımadığı ve olayla ilgisinin bulunmadığını savunması karşısında, tanık … ve sanığın mahkemede yüzleştirilerek katılanı dolandıran şahsın sanık olduğunun kesin olarak belirlemesi, suça konu çeklerde bulunan imza ve yazıların sanığa ait olup olmadığının tespiti için kriminal raporu alınması, belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdiri mahkemeye ait olup çekin unsurlarının tespiti gerektiği hususu da göz önüne alınarak, suça konu çek asıllarının celbi sağlanıp incelenmek suretiyle özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ve denetime olanak verecek şekilde dosya içine konulması ile toplanan tüm deliller bir bütün halinde değerlendirildikten sonra, sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde eksik incelemeyle hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 28.11.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.