Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/14076 E. 2013/18709 K. 28.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/14076
KARAR NO : 2013/18709
KARAR TARİHİ : 28.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Bankanın araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1- Katılan Av. …’un temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanığa yüklenen suçlardan, doğrudan doğruya zarar görmeyen şikayetçi Av. …’un kamu davasına katılma hakkı bulunmadığı ve usulsüz verilmesinden dolayı hukuken geçersiz olan katılma kararının hükmü temyiz etme yetkisi vermeyeceğinden mevcut temyiz isteminin gibi 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2- O yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle
dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır. Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır. Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek … gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır. Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten süjelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanığın, kendine ait fotoğrafı yapıştırılmış olan ancak katılan …’un kimlik bilgileri bulunan sahte olarak tanzim edilmiş nüfus cüzdanı ile … … Şubesine ve … Şişli Ticaret Merkezi Şubesine müracaat ederek hesap açtırdığı, akabinde katılan ve mağdurları telefonla arayarak kendisini Kredi Yurtlar Kurumu avukatı … olarak tanıtıp kredi borçlarının bulunduğunu beyan ederek katılanlar …’dan 798 TL, … …’tan 812 TL, …’dan 300 TL, …’dan 983 TL, mağdurlar …’tan 650 TL, …’den 1130 TL ve …’den 800 TL parayı daha önceden sahte olarak açtırdığı banka hesaplarına havale ettirip menfaat temin etmek suretiyle atılı suçları işlediğinin iddia edildiği olayda, katılan ve mağdurlar …, …’den, sanığın amcasının oğlu … adına kayıtlı … numaralı cep telefonu hattından aranılarak para istendiği, …’ın da kendine ait kimliği rızası dışında sanığın aldığını bu kimlikle sahte hat çıkartıp dolandırıcılık yaptığını beyan etmesi, yine sanık savunmasında 2003 yılında kimliğini kaybettiğini bununla ilgili karakola müracaatta bulunduğu belirtmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından; sanık tarafından kullanıldığı tespit edilen ve amcasının oğlu … adına kayıtlı telefon hattı ile ilgili aboneliğe esas belge asıllarının temin edilerek bu belgelerde bulunan fotoğrafın sanığa ait olup olmadığının tespit edilmesi, yine aynı belgelerde bulunan yazı ve imzaların sanığa ait olup olmadığı hususunda kriminal raporu alınması, katılan ve mağdurların para havale ettikleri … adına olan hesapların açılmasında
kullanılan ve dosya içinde örnekleri bulunan … adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanı suretlerindeki resmin sanığa ait olup olmadığının tespiti için kriminal raporu alınması, sahte olarak açılan hesapların bulunduğu ilgili banka şubelerinde suç tarihlerinde güvenlik kamera kayıt sisteminin bulunup bulunmadığının muhatap bankalardan sorulması, varsa söz konusu havalelerin çekildikleri tarihlere ilişkin kamera kayıtlarının incelenerek suça konu paraların kimin tarafından çekildiğinin tespit edilmesi, yine sanığın 2003 yılında kimliğinin kaybolması nedeniyle herhangi bir yere müracaatının bulunup bulunmadığının araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ve yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, o yer Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA 28.11.2013 tarihinde oy birliği ile karar verildi.