YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/14151
KARAR NO : 2012/44515
KARAR TARİHİ : 29.11.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, Özel Belgede Sahtecilik, İftira
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık hakkında dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Özel beldede sahtecilik suçundan kurulan hükümde, 5237 sayılı TCK’nın 53.maddesinin uygulunması ile ilgili bir karar verilmemiş ise de, sanığın belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasının kasten işlenen suçtan dolayı hapis cezası ile cezalandırılmanın kanuni sonucu olması nedeniyle infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın muhtelif tarihlerde kendisini katılanlara farklı kimliklerle tanıtıp, gerçekte sahibi olmadığı konutları kiraya verdiği, … adını kullanarak kira sözleşmesi düzenlediği, satılık gayrimenkulleri takip ederek almaya talip olduğu ve tapu dairesinde çalışan görevliyi tanıdığını söyleyip işlemleri hızlandıracağını belirttiği, tapu dairesine gidildiğinde masraflar için gerekli olduğunu söyleyerek para istediği, satış ve kira işlemleri sırasında katılanları ikna etmek amacıyla çeşitli vesilelerle ele geçirdiği tapu kaydı vb. belgeleri kullandığı, bu şekildeki hileli söz ve davranışlarla katılanların kendisine güven duymalarını sağlayıp katılanlardan haksız menfaat temin ettiği anlaşılmakla, üzerine atılı suçların subut bulduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık hakında iftira suçundan kurulan hükme yönelik temyiz incelemesinde;
Somut olayda;sanığın yapılan takip sonucu yakalanması üzerine güvenlik görevlilerine … olduğunu söyleyerek kendisini suç ve cezadan kurtarmak amacıyla … nüfus bilgilerini taşıyan fakat üzerinde sanığın fotoğrafı bulunan nüfus cüzdan fotokopisini ibraz etmesine rağmen, karakola götürüldüğünde gerçek kimliğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında etkin pişmanlık nedeniyle 5237 sayılı TCK’nun 269/1 uyarınca indirim yapılması gerektiği gözetilmeden fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.