YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1426
KARAR NO : 2013/20154
KARAR TARİHİ : 16.12.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın müşteri hizmetlerinde çalıştığı devre mülk termal tesisinde resepsiyonda anahtar alma müşterilerin valizlerini taşıma gibi görevleri bulunduğu, şikâyetçinin daha öncede tanıdığı sanığın yanına giderek devre mülkün tapusu istediği, sanığın tapu masrafları olarak 260 TL para aldığı ve tapu masraflarının alındığı, devresi geldiğinde tapunun verileceğine dair evrak verdiği, bir sonraki dönemde şikâyetçinin tapusunu istemeye gittiğinde her hangi bir tapunun verilmediği gibi paranın da şirkette gözükmediği olayda;
Sanığın tapu işlemleri ile ilgilendiğini, sorunlu müşterileri kendisine yönlendirdiklerini, para almış ise şirket sahibinin yeğeni Erdem’in talimatıyla almış olabileceği yönündeki savunması, şikayetçinin sanığın kendisini tapu tesliminde görevli olarak tanıttığını beyan etmesi, şirket yetkilisi tanık …’ın sanığın şirkette belboy olarak çalıştığını para tahsil yetkisi olmadığı yönündeki beyanı ve işçi özlük dosyasında sanığın müşteri hizmetlerinde göreve başladığının belirtilmesi, herhangi bir görev ayrımının belirtilmemesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti için sanığın tesiste tapu işlemleri takip ve para tahsili yetkisinin bulunup bulunmadığı hususunda tesiste sanığın çalıştığı dönemlerde çalışan kişilerin tanık sıfatıyla beyanı alınarak ve tahsil edilen 260 TL’nin şirket kayıtlarına girip girmediğinin tespiti için şirkete ait kayıtlar getirtilip ödemenin kayıtlara geçip geçmediği araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16/12/2013 gününde oybirliği ile karar verildi.