YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/14276
KARAR NO : 2013/12926
KARAR TARİHİ : 10.09.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs, özel belgede sahtecilik
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
İddianamenin B başlığı altında, sanık …’nun, 37 hastaya yapılan 85 seans üroloji (eswl-taşkırma) seansına ilişkin olarak hazırlanan 07/10/2006 tarih ve 0673021 sayılı ve 16.183,80 TL tutarlı faturayı düzenleyerek tahsili için Sosyal Güvenlik Kurumuna fatura ettiği, fatura komisyonunca yapılan inceleme sonucunda; 1 adet hastada doktor imzasının olmadığı, 6 hastada taşın birinci seansta kırılmış olmasına rağmen ikinci ve üçüncü seanslara girmiş gibi fatura edildiği, 2 hastada taşın ikinci seansta kırılmış olmasına rağmen üçüncü seansa girmiş gibi fatura edildiği, 1 hastanın ikinci seansa girmediği, 1 hastanın üçüncü seansa girmediği, 1 hastanın taşın 2 seansta kırıldığı, 2 hastada taşın hiç kırılmadığı, 6 hastada taşın birinci seansta kırıldığı, 5 hasta taşın 2 seansta kırıldığı, 1 hastada taşın ikinci seansta kırıldığının tespit edilerek bu fatura tutarında 3.013,20 TL kesinti yapılarak 13.170,60 TL tutarında para ödemesi yapılmasının kararlaştırıldığı, buna dair komisyon başkanlığının yazısının 05/12/2006 tarihli “olur” ile uygun görüldüğü, böylece sanık … hakkında eswl tedavisine ilişkin belgeleri sahte olarak düzenlemek ve Sosyal Güvenlik Kurumunun zararına dolandırıcılık suçuna teşebbüs eylemlerinden dolayı cezalandırılması talebi ile açılan kamu davası ile ilgili zamanaşımı süresi içinde karar verilmesi mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur
yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanık …’nun Özel Alternatif Tıp Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketinin sahibi ve yönetim kurulu başkanı olduğu, sanık …’in ise aynı merkezde radyoloji uzmanı olarak çalıştığı, …’in 14/11/2006 tarihinde hamileliği sebebiyle doğum yapmak amacıyla 2879 protokol numarasıyla hastaneye yatışının yapıldığı ve 15/11/2006 tarihinde sezaryenle doğum yaptıktan sonra 17/11/2006 tarihinde taburcu edildiği, böylelikle 14/11/2006– 17/11/2006 tarihleri arasında A Tıp Merkezinde çalışmadığı halde çalışmış gibi A Tıp Merkezine sevk edilen SGK … … Sosyal Güvenlik Merkezinin 13/01/2010 tarih 240741 sayılı yazısı ekinde gönderilen fatura asılları ile çıkartılan ve Excel ortamında hazırlanan “14/11/2006 – 17/11/2006 tarihleri arasında doktor …’in yokluğunda A Tıp Merkezine müracaat eden hastalara ait icmal cetveline göre:
Toraks bt tetkiki istenen …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, ….., …, …, …, …, … isimli 23 hastaya, lokal kemik dansitometrisi istenen … ve … isimli 2 hastaya, tüm vücut kemik dansitometrisi istenen Hamiyet Kara ve …, …, … ve … isimli 4 hastaya ve BT tomografi tetkiki istenen … isimli hastaya ilişkin olmak üzere toplam 30 hastaya ilişkin toraks BT, lokal kemik dansitometrisi, tüm vücut kemik dansitometrisi ve bt tomografisine dair raporları sahte
olarak düzenlediği ve bunlar karşılığı olan 1.680,84 TL tutarlı tetkik giderinin sanık … tarafından 04/12/2006 tarih 0673324 numaralı, 17.867,95 TL tutarlı fatura ile tahsili için Sosyal Güvenlik Kurumuna fatura edildiği, SGK … … İşleri İl Müdürlüğü Fatura İnceleme Komisyon Başkanlığınca yapılan ve dosya içerisinde bulunan … … İşleri İl Müdürlüğü incelenmiş evrak detaylarına göre, ayaktan tedavi gören 446 hastaya ilişkin olarak yapılan inceleme sonucunda yukarıda belirtilen 30 hastaya ilişkin tetkik karşılığı olan 1.680,84 TL de dahil olmak üzere diğer kesintilerle birlikte toplam 6.162,90 TL tutarında kesinti yapılarak geriye kalan 11.212,02 TL’nin Özel Alternatif Tıp Hizmetleri Sanayi Ticaret ve Anonim Şirketine ödendiği, buna dair komisyon başkanlığının yazısının 24/01/2007 tarihli “olur” ile uygun görüldüğü, böylelikle sanıklar … ve …’in birbirleriyle eylem ve fikir birliği içerisinde hareket ederek aynı suç işleme kararının icrası kapsamında …’in doğum sebebiyle çalışmadığı 14/11/2006 – 17/11/2006 tarihleri arasında sevkleri yapılan ve isimleri belirtilen 30 hastaya ilişkin radyoloji görüntüleri radyoloji uzmanının yokluğunda çekerek ve sonrasında da çalışıyormuş gibi rapora dönüştürerek 04/12/2006 tarih 0673324 numaralı, 17.867,95 TL tutarlı fatura ile tahsil etmeye çalışarak kamu kurumu niteliğinde olan … zararına dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarını işledikleri iddiasıyla yapılan yargılama sonucunda; sanıkların savunmalarında, uygulamada BT, tomografi ve kemik dansitometrisi çekimlerinin radyoloji teknisyenleri tarafından yapılmasından sonra, çekilen görüntülerin incelenerek raporlanması işleminin radyoloji uzmanı doktor … tarafından gerçekleştirildiğini, hastanede tek radyoloji uzmanı olması nedeniyle, hastaların işlemlerinin aksamaması amacıyla …’in raporlu olduğu 14/11/2006 – 17/11/2006 tarihleri arasında teknisyenler tarafından yapılan çekimlerin sonraki bir tarihte … tarafından raporlandığını, karışıklığa meydan verilmemesi açısından raporlara, tomografilerin üzerine ışıklı yazılarla yazılı tarihlerin yazıldığını, bunun için tomografiyle raporların hazırlanması arasında bir kaç günün geçmesinin durumun özelliğine göre normal olduğunu beyan ettikleri, Özel Alternatif Tıp Hizmetleri San. Tic. Ltd. Şti. Yetkilisi ve mesul müdürü olan sanık …’nun SGK … … İşleri İl Müdürlüğü’ne hitaben yazdığı 13/11/2006 tarihli dilekçe ile, radyoloji uzmanı Dr. …’in doğum yapacağını, ancak çekilen filmlerin okunarak raporlanması hizmetini doğumu takiben raporlu olduğu dönemde de bedensel aktivite gerektirmeyecek olması nedeniyle vermeye devam edeceğini bildirdiği, Bt, tomografi ve kemik dansitometrisi çekimlerinin sanık …’in raporlu olduğu dönemde hastalara hizmet olarak gerçekte sunulduğu, çekimin yapıldığı
tarihle raporun düzenlendiği tarih arasındaki süre farkının bu raporların sahteliğinin ispatı olamayacağı, BT, tomografi ve kemik dansitometrisi çekimleri sırasında radyoloji uzmanının bizzat hastaların yanında bulunması şartının, SGK ile hastane yönetimi arasında düzenlenen sözleşme kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bunun suç oluşturucu bir unsur olmadığı anlaşıldığından, sanıklar hakkında verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 10.09.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.