Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/14934 E. 2013/18636 K. 27.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/14934
KARAR NO : 2013/18636
KARAR TARİHİ : 27.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; … Barosuna kayıtlı avukatlar … ve …’nin bürolarında birkaç ay icra işlerini takip eden sanığın, işten ayrıldıktan sonra avukat olmamasına rağmen katılan ve mağdurlara kendisini avukat olarak tanıttığı, işlerini takip etmesini isteyen katılan ve mağdurlara vekaletname düzenletmeleri için verdiği evraklarda kendisini avukat …’nun yanında çalışan sigortalı avukat olarak gösterdiği, katılan ve mağdurların vekaletname çıkartarak sanığa verdikleri, sanığın da işlerini takip etmek üzere masraf adı altında paralar aldığı, katılan …’tan ilk seferde 1.000 TL, katılan …’den iki farklı zamanda toplam 650 TL, katılan …’dan 200 TL, mağdur …’ten 250 TL, mağdur …’dan 600 TL, mağdur …’den 100 TL para aldığı, sanığın ikinci kez 1.000 TL para istediği katılan …’ın şüphelerek sanığın kendisine verdiği telefonu aradığında avukat olmadığını öğrendiği ve şikayeti üzerine sanığın 1.000 TL parayı aldıktan sonra suç üstü yakalandığı sabit olmakla, katılan ve mağdur sayısınca dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş, TCK’nın 53/1. maddesinin uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E.,2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 30 gün olarak tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, katılanlar …. yönelik eylemleri nedeniyle kurulan hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “30 gün”, “37 gün”, “30 gün” ve “600’er TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “6 gün”, “5 gün” ve “100’er TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi; yine katılan ve mağdurlar …, , … ve …’e yönelik eylemleri nedeniyle kurulan hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “30 gün”, “25 gün” ve “500’er TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80’er TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.