YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/14979
KARAR NO : 2013/18673
KARAR TARİHİ : 27.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Somut olayda; eczanede kalfa olarak çalışan sanığın, ilaç temini için eczaneye bırakılan sigortalı …’e ait sağlık karnesinin 33. ve 34. sayfalarını kopararak 34. sayfadaki boş reçeteyi 18.07.2006 tarih ve 37116 protokol numaralı reçete haline getirdiği, aynı şekilde sigortalılar …’e ait 17.07.2006 tarihli, 35329 protokol sayılı ve sigortalı …’ye ait 17.06.2006 tarihli, 31216 protokol sayılı reçeteleri de sahte olarak düzenleyip … Devlet Hastanesinde görevli doktor …’nun imzasını taklit ederek kaşesini bastığı ve katılan kuruma fatura ettiği, katılan kurumu 432,96 TL zarara uğrattığı, kriminal raporuna göre reçetelerdeki imza ve yazıların
sanığın eli ürünü olduğu ve böylece sanığın sahte reçete düzenleyerek kuruma fatura ettiği sabit olmakla nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarının oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ve sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Suça konu reçetelerin aynı anda oluşturulup oluşturulmadığı veya aynı anda katılan kuruma fatura edilip edilmediğinin tespiti bakımından, katılan kuruma yazı yazılarak, suça konu reçetelerin hangi tarih veya tarihlerde gönderildiği, tüm reçetelerin bir defa da mı yoksa ayrı ayrı zamanlarda mı fatura edildiği, reçetelere ilişkin ödemelerin bir sefer mi yoksa farklı zamanlarda mı yapıldığı net olarak tespit edildikten sonra, sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm tesisi,
Kabule göre de ;
2-Sanığın, …’e ait sağlık karnesinin 33 ve 34. sayfalarını kopardıktan sonra sadece 34. sayfasını sahte reçete haline getirmesi, katılan kurum müfettişliğince düzenlenen soruşturma raporunda 33. sayfanın kuruma fatura edilmediğinin belirtilmesi karşısında, sanık hakkında …’e ait iki adet sahte reçeteyi fatura ettiğinden bahisle iki kez cezalandırılarak fazla ceza tayini,
3-5237 sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) (j) ve (k) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli ise; o takdirde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezasının belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde doğrudan haksız elde edilen menfaatin iki katı esas alınmak suretiyle karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, 27.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.