YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/14982
KARAR NO : 2013/733
KARAR TARİHİ : 21.01.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle emniyeti suistimal
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanığın, 2000 yılında katılanların anne ve babasının vefatı sonrası Serinhisar Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 09/04/2001 tarih 2000/145 Esas 2000/162 sayılı ek kararı ile vasi olarak atandığı, yılda bir kez rapor ibraz etmesine ve malvarlığına ilişkin defter tutmasına karar verildiği, katılanlardan …’nin 15/10/2003 tarihinde, katılan …’ın ise 07/11/2007 tarihinde ergin oldukları, sanığın katılanların açtığı tazminat davası sonucu kazanılan parayı 24/07/2003 tarihinde aldığı, 4721 sayılı TMK’nun 438. ve Türk Medeni Kanunun Velayet, Vesayet ve Miras Hükümlerinin Uygulanmasına ilişkin Tüzüğün 16 maddesinde defter tutma görevi düzenlendiği, aynı tüzüğün 19. maddesinde vesayet altındaki kişinin malının bulunmaması veya düzenlenecek deftere göre mevcut malları ile gelirinin ihtiyaçlarına yetmeyeceğine vesayet makamı tarafından karar verilmesi hallerinde, vasinin defter tutma ve hesap verme yükümlülüğünün olmadığı, malı bulunmayan veya malları ve geliri ihtiyaçlarına yetmeyen vesayet altındaki kişinin bağışlama ve benzeri yollarla elde ettiği kazanımların, kazanıldığı tarihten itibaren bir ay içinde deftere işlenmek üzere vasi tarafından vesayet makamına bildirileceği, aksi halde vasinin bildirimdeki gecikmesinden sorumlu olduğu, 4721 sayılı TMK’nun 454.maddesinde vasinin, vesayet altındaki kişinin malvarlığını iyi bir yönetici gibi özenle yönetmek zorunda olduğu, yönetimle ilgili hesap tutmak ve vesayet makamının belirlediği tarihlerde ve her halde yılda bir defa hesabı onun incelemesine sunmakla yükümlü olduğunun düzenlendiği, sanığın 24/07/2003 tarihinde aldığı suça konu parayı deftere işlemediği gibi bir ay içinde vesayet makamına da bildirmediği, bu nedenle suçun en geç 24/08/2003 tarihinde oluştuğunun kabulü gerektiği halde, gerekçeli karar başlığında katılanların ergin oldukları 15/10/2003 ve 07/11/2007 tarihleri gösterilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün yazım hatası olarak kabul edilmiştir.
24/08/2003 olan suç tarihinden temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’un 102/4 ve 104/2.maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’un 223/8.maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 21/01/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.