YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15008
KARAR NO : 2013/10433
KARAR TARİHİ : 04.06.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu, başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanılış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nun “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde,265. maddesi ile düzenlenen; “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil, görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeye elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Katılan … tarafından belediyeye ait düğün salonunda pazar yerlerinin pazarcılara dağıtımı için kura töreni yapıldığı esnada, Belediye Başkan Yardımcısı olan şikayetçi …’in komisyon masasında sadece görevlilerin bulunacağını, görevliler dışındakilerin masadan ayrılmaları gerektiğini söylemesi üzerine, … Dernek Başkanı olan sanık …’nin “Beni buradan kaldıramazsınız, benim bu masada bulunmam gerekiyor, kura çekimi yaptırmayız” dediği ve çıkan arbedede diğer sanıklar … ve … ile birlikte komisyon üyelerinin üzerine yürüdükleri, masa ve sandalyeleri devirdikleri, kendilerine engel olmak isteyen zabıta memurlarını yaraladıkları, düğün salonunun giriş kapısı camlarını kırdıkları, bu şekilde kamu malına zarar verme ve görevi yaptırmamak için direnme suçlarını işledikleri iddia olunan somut olayda; olay yeri görgü tespit tutanağı, dosya arasında mevcut resimler ve adli muayene raporlarına göre düğün salonuna zarar verildiği, zabıta memurlarının yaralandığı ve kura töreninin yapılamadığı sabit olmakla birlikte; sanıkların aşamalarda değişmeyen savunmalarında ısrarla atılı suçlamayı kabul etmediklerini, yaklaşık 40 kişilik bir grup arasında arbede yaşandığını, olayları önlemeye çalıştıklarını beyan etmeleri, şikayetçi …’in sanık …’nin olayların başında olduğuna ilişkin beyanı dışında diğer şikayetçi, mağdur ve tanıkların sanıkları teşhis edemedikleri gibi bir kısım tanığın da sanıkların olaylara engel olmaya çalıştıklarını beyan etmeleri, olayın kalabalık bir gurup arasında cereyan etmesi karşısında, sanıkların üzerine atılı eylemleri gerçekleştirdiklerine dair kuşku oluştuğu, amacı maddi gerçeğin ortaya çıkarılması olan ceza yargılamasının en önemli ilkelerinin birisi olan “kuşkudan sanık yararlanır” (in dubio pro reo) ilkesi uyarınca herhangi bir meselede başgösteren kuşkunun, sanığın yararına değerlendirilmesi gerektiğinden, sanıkların cezalandırılabilmeleri için her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 04/06/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.