YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15049
KARAR NO : 2014/5860
KARAR TARİHİ : 31.03.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkâr etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanığın, katılan şirkette pazarlama ve satış elemanı olarak çalıştığı, katılan şirketin bir alacağı nedeniyle başka bir şirket aleyhine icra takibine giriştiği, borçlu şirketin, alacağına mahsuben katılan şirketin vekiline suça konu … Şubesine ait, 28.02.2008 keşide tarihli, … seri nolu ve 9,650 TL bedelli çeki verdiği, katılan şirket yetkililerinin isteği üzerine bahse konu çekin, katılan şirket yetkililerine ulaştırılmak üzere katılan vekilince sanığa 17.08.2007 tarihinde teslim edildiği, ancak sanığın suça konu çeki şirket yetkililerine teslim etmediği, daha sonra 2008 yılı Ocak ayında işyerinden ayrıldıktan sonra da çeki eşi …’e verip onun aracılığıyla bankaya ibraz edip tahsil ettiği, sanığın maaş alacağına mahsuben kendisine katılan vekili tarafından çekin verildiği iddiasının doğrulanamadığı, sanığın, böylece hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık, katılan ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanığın, katılanın zararı gidermemesi nedeniyle verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına dair kararın usul ve yasaya uygun olması ile gösterilen gerekçenin yasal ve yeterli olması karşısında tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından, adli para cezasının uygulanmasına ilişkin olarak sırasıyla “240 gün”, “200 gün” ve “4.000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 31.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.