Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/15102 E. 2013/1950 K. 05.02.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15102
KARAR NO : 2013/1950
KARAR TARİHİ : 05.02.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Suça sürüklenen çocuğun, Niğde E Tipi Kapalı Cezaevinde hükümlü olarak bulunduğu sırada B-2 koğuşundaki banyo kapısına yakarak zarar verdiği gerekçesiyle kamu malına zarar verme suçunu işlediği iddia edilen olayda,
1-İlgili Cezaevi idaresi tarafından yapılan tahkikat sırasında bilgilerine başvurulan ve aynı cezaevinde hükümlü ya da tutuklu olarak bulanan …, …, …’in alınan ifadelerinde; …’in, koğuşun banyo kapısı kapandığı zaman açıklık meydana gelmesi nedeniyle naylon eriterek bu açığı kapatmaya çalıştığını, bu sırada kapının tutuştuğunu belirttikleri, suça sürüklenen çocuğun da, olaydan bir gün sonra idareye yazı yazarak dilekçesinde ve aşamalarda değişmeyen bütün ifadelerinde, suçu kasten işlemediğini, banyo yaparken banyonun içinin göründüğünü, tamir etmek amacıyla hareket ettiğini belirtip suçlamaları kabul etmediği dikkate alınarak ve kamu malına zarar verme suçunun genel kasıtla işlenen suçlardan olduğu da gözetilmek suretiyle, öncelikle sadece cezaevi idaresi tarafından bilgisine başvurulan …, …, … isimli çocukların ayrı ayrı ifadelerinin alınması, 29/07/2009 tarihli tutanağı düzenleyen İnfaz koruma memurlarının beyanları alındıktan sonra sorularak, suç tarihinde banyo kapısında bu şekilde bir açıklık bulunup bulunmadığı hususu cezaevi idaresinden sorularak suçun kapıyı yakma kastıyla mı yoksa kapıyı tamir etme kastıyla mı işlendiğinin kesin olarak tespit edilmesi, böylece suça sürüklenen çocuğun eyleminin 5237 Sayılı TCK’nın 21/2 maddesi kapsamında olası kastla veya taksirle işlenip işlenmediğinin belirlenmesinden sonra suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle ve yetersiz gerekçeyle mahkumiyetine karar verilmesi,
2-Kabule göre de;
a-Suça sürüklenen çocuk hakkında belirlenen temel gün adli para cezasının, para cezasına çevrilmesi sırasında uygulanan yasa maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine aykırı davranılması,
b-5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 106. maddesinin 4. fıkrasında, “Çocuklar hakkında hükmedilen; adli para cezası ile hapis cezasından çevrilen adli para cezasının ödenmemesi halinde, bu cezalar hapse çevrilmez. Bu takdirde onbirinci fıkra hükmü uygulanır.” hükmünün öngörülmüş olması karşısında, ödenmeyen adli para cezasının hapse veya diğer tedbirlere çevrilmesinin olanaklı olmayıp, anılan maddenin 11. fıkrası uyarınca 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanuna göre tahsil edilmesi gerektiği gözetilmeksizin, kararda, suça sürüklenen çocuklar hakkındaki “ödenmeyen adli para cezasının TCK’nın 50/1 maddesinde belirtilen diğer tedbirlere çevrileceğinin ihtarına” denilerek hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05/02/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.