Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/15161 E. 2014/5863 K. 31.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15161
KARAR NO : 2014/5863
KARAR TARİHİ : 31.03.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın, yaptırdığı binadaki daireleri satmak için ilan astığı, sanığın, olay günü katılanı ilandaki cep telefonundan arayarak kendisini… olarak tanıttığı ve katılana kendisinden daire satın almak istediğini söylediği, katılanla sanığın, iki dairenin 305.000 TL’ye satışı konusunda anlaştıkları, sanığın, katılana daireleri …’da bulunan ağabeyi …için satın aldığını, paranın 50.000 Euro’sunu banka yoluyla onun göndereceğini, geri kalan kısmını tapudaki devir işlemleri sırasında nakit olarak kendisinin ödeyeceğini söyleyerek, katılan adına para gönderilmesi için katılanın vatandaşlık numarasını aldığı, sanığın bu görüşme sırasında, katılana, …’in kendisine 60.000 Euro göndereceğini, bu paranın 10.000 Euro’sunu hasta olan babasını tedavi ettirmesi için kendisine göndereceğini söylediği, sanığın bu görüşmeden bir süre sonra şikâyetçiyi gizli bir numaradan arayarak kendisini … olarak tanıttığı, parayı gönderdiğini, 10.000 Euro parayı kardeşi sanığa vermesini istediği, bir süre sonra şehir içi bir telefondan arayan ve kendisini banka görevlisi olarak tanıtan sanığın, … Bankası … Şubesi’nden aradığını, kendisine 60.000 Euro havale geldiğini, parayı ertesi gün saat 10.00-11.00 sıralarında alabileceğini söylediği, daha sonra sanığın, katılanın yanına giderek ağabeyi …tarafından kendisine gönderildiğini söylediği 10.000 Euroyu istediği, katılanın da sanığa 10.000 Euroya karşılık olarak bankadan çektiği 9.600TL para verdiği, ayrıca kredi kartını da gerektiğinde kullanması için sanığa verdiği, sanığın katılana ait karttan da 7.400 TL para çektiği, katılanın ertesi gün kendisine gönderildiği söylenen parayı almak için bankaya gittiğinde, gelen bir para bulunmadığını anladığı, böylece sanığın hileli hareketlerle haksız menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık ve katılan beyanları, teşhis tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendinde yer alan haklardan, sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmetten bulunmaktan yoksun bırakılmaya ilişkin hak yoksunluğunun aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilme tarihinden itibaren uygulanmayacağı gözetilmeden, alt soyu dışındaki kişileri de kapsayacak şekilde 53/1-c maddesi gereğince güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından, 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın (c) bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 31.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.