YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15409
KARAR NO : 2014/7472
KARAR TARİHİ : 17.04.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında belirlenen gün sayısı, paraya çevrilirken sevk maddesi olarak TCK’nın 52/2. maddesi gösterilmemiş ise de, bu eksikliğin mahallinde tamamlanması mümkün görülmüştür.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun Ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, katılanın kızı olan tanık …’in çalıştığı …Plaza isimli iş yerine gittiği, burada kendisini tanık …’e, … olarak tanıtarak kartını verdiği ve tanık …’in ilgisini çekmek, kendisini beğendirmek amacıyla … İletişim Şirketinin ortağı olduğunu, babasının emekli askeri savcı olduğunu, annesinin de askeriyeden emekli memur olduğunu söylediği, daha sonra tanık …’in de sanığa ilgi duyması üzerine birlikte çıkmaya başladıkları, aralarında duygusal ilişki olduğu ve evlenmeye karar verdikleri, ancak tanık …’in sanığın daha önceden yapmış olduğu evliliklerinden haberinin
olmadığı, bu arada sanığın tanık …’in ailesi ve babası katılan ile de diyaloğa girdiği, yakın ilgi gösterdiği, evlerinin satışına ve yeni ev satın almalarına yardımcı olduğu, sanığın davranışlarından etkilenen …’in daha sonra sanığın evli olduğunu öğrenmesine rağmen ilişkisini devam ettirdiği, sanığın telkini ile işini bıraktığı, akabinde sanığın kredi kartı borçlarını ödeyeceğini söyleyerek …’den aldığı kredi kartlarını kendi menfaatine kullandığı, bilahare tanık … adına aldığı telefon hatlarını kullanarak 6500 TL civarında borç yaptığı, yine tanık …’e, araba almak istediğini, ancak parasının bankada olduğunu, vadesinin dolmadığını, bankada bulunan parasının vadesi geldiğinde aldığı parayı iade edeceğini söyleyip katılandan 7500 TL aldığı, ancak söz konusu para ile tanık …’e araba almadığı gibi parayı kaybedersin diyerek suça konu parayı …’e vermeyip kendisinde alıkoyduğu, tanık …’in sanığın gerçek kimliğini öğrenmesi üzerine sanığı terk ederek ailesinin yanına döndüğü, bu şekilde sanığın hileli hareketler ile kendisine haksız menfaat temin ederek dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık savunması, katılan ile tanık ifadesi, abone ve kira sözleşmesi, teşhis tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 17.04.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.