Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/15445 E. 2013/18728 K. 28.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15445
KARAR NO : 2013/18728
KARAR TARİHİ : 28.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılan … vekilinin 02.11.2009 havale tarihli dilekçesi içeriğine göre; sanık … hakkında “nitelikli dolandırıcılık” suçundan verilen “beraat” hükmünü temyiz ettiği kabul edilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Dolandırıcılık suçunun dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak TCK’nın 158/1-a maddesinde düzenlenmiştir. Madde gerekçesine göre, burada dikkat edilmesi gereken husus, dinin bir aldatma aracı olarak kullanılmasıdır.
Din, bir topluluğun sahip olduğu kutsal kitap, peygamber ve Allah kavramını da genellikle içinde bulunduran inanç sistemi ve bu sisteme bağlı olarak yerine getirmeye çalıştığı ahlaki kurallar bütünüdür. Dini inanç, dine inanan, belirli bir dine mensup kişinin duygularıdır. Bir insanın dini inanç ve duyguları ile, doğup büyüdüğü, terbiyesini aldığı ailesi, çevresi ve içinde bulunduğu toplum arasında çok sıkı bir ilişki bulunmaktadır.
Bu nitelikli unsurun gerçekleşebilmesi ve suçun oluşabilmesi için, dini kurallara bağlı olanların, önem verdiği değerler, dini inanç ve duygular aldatma aracı olarak kötüye kullanılmalı, bu suretle gerçekleştirilen hile ile haksız bir yarar da sağlanmış olmalıdır.
Ticari ünvanı 23.05.2008 tarihli ticaret sicili gazetesinde yayınlandığı üzere … Tekstil… Ltd. iken Seylan Turizm…Ltd. olarak değişen şirketin faaliyet gösterdiği adreste müstakil bir odada müşterileri karşılayan ve … Turizm…Ltd. ticari ünvanlı şirkete ait görünen bilâ tarihli 0177 seri no’lu tahsilat makbuzunu “hac ödemesi” açıklaması ile hac-umre koordinatörü sıfatıyla düzenleyen sanık …’in, 2008 yılı haç ibadeti için eşi Seyhan ile birlikte Diyanet İşleri Başkanlığına başvuran ve fakat kur’a da adları çıkmayan ……Ltd. adına bastırılan ilanlardan da etkilenip başvuran katılan …’e “…özel kontenjandan hacca gönderebileceği” vaadinde bulunup ondan ileri sürülen miktarda para ve evrakını almak sonrasında taahhüdünü yerine getirmemek suretiyle haksız yarar sağlaması eyleminin “nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu iddia olunan somut olayda;
Sanıkla mağdur-katılan arasındaki ilişkinin dosya kapsamı itibariyle hukuki anlaşmazlık boyutunda kaldığını, bu nedenle “beraatine” hükmolunması gerektiğini takdir eden mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan … vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 28.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.