Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/15572 E. 2014/6986 K. 14.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15572
KARAR NO : 2014/6986
KARAR TARİHİ : 14.04.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, 6136 sayılı Kanuna muhalefet
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Denizli İl Jandarma Komutanlığı Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri tarafından yapılan araştırmada; sanığın, çevrede kendisini … olarak tanıtıp, ağabeyinin bir küp altın bulduğunu belirterek satmak amacıyla müşteri aradığının öğrenilmesi üzerine; Jandarma Komutanlığında görevli olan haber elemanı aracılığıyla müşteri pozisyonunda sanık ile irtibata geçilip, sözde altınların satın alınması hususunda pazarlık yapılarak sanık ile anlaşmaya varıldıktan sonra buluşma yerinin belirlendiği, sanığın, haber elemanına sözde altınları satmaya kalkıştığı sırada kolluk ekipleri tarafından yakalandığı, sanığın üzerinde, altın görünümünde çok miktarda metal parçası ile bir adet tabancanın ele geçirildiği, üzerinde ele geçirilen tabanca ve mermilerin yapılan teknik incelemesi neticesinde düzenlenen ekspertiz raporunda; ele geçirilen tabanca ve mermilerin 6136 sayılı Kanuna göre taşınması ve bulundurulması yasak niteliğini haiz ateşli silah fişeklerinden olduğunun tespit edildiği, bu şekilde sanığın üzerine atılı olan suçları işlediğinin iddia edildiği olayda;
1-6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz talebinin incelenmesinde;
Oluşa, sanığın ikrar içeren savunmalarına, olay ve araştırma tutanağına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, bu şekilde gerçekleştirdiği sabit görülen eyleminin 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA
2-Dolandırıcılığa teşebbüs suçundan kurulan hükme yönelik yapılan temyiz talebinin incelenmesinde;
Oluşa, sanığın ikrar içeren savunmalarına, olay ve araştırma tutanağına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, bu şekilde gerçekleştirdiği sabit görülen eyleminin dolandırıcılığa teşebbüs suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın, soruşturma ve yargılama aşamalarında verdiği ifadelerinde, her iki suçunu da ikrar ettiğinin anlaşılması karşısında; sanık hakkında 6136 sayılı Kanuna muhalefet suçundan hüküm kurulurken sanığın, atılı suçu işlediğini ikrar etmesi hususu olumlu değerlendirilip, hakkında verilen cezadan 5237 sayılı TCK’nın 62/2. maddesi uyarınca indirime gidildiği halde, dolandırıcılık suçunu işlediğini de ikrar eden sanık hakkında atılı suçtan hüküm kurulurken takdiri indirim nedenlerinin uygulanmaması ve buna ilişkin gerekçenin karar yerinde tartışılmaması suretiyle uygulamada çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 14.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.