Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/15621 E. 2014/7925 K. 22.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15621
KARAR NO : 2014/7925
KARAR TARİHİ : 22.04.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında hükmolunan ceza miktarına nazaran, sanığın duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi de gözetilerek CMUK’nın 318.maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de,birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür.Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp,yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir.Bankaların,ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
…Otomotiv adlı işyeri yetkililerinden olan sanık …’ın, tanık …’a… marka araç sattığı, sanığın adı geçen şahsa satın aldığı araç üzerinden kredi almak istediklerini, ekonomik olarak sıkışık durumda olduklarını, aldıkları krediyi kendisine iade edeceklerini söyleyerek tanık …’ı ikna edip, onun almış olduğu araç karşılığında 08/11/2005 tarihli Koç Tüketici Finansmanı ve Kart Hizmetleri AŞ’den kredi talebine ilişkin Tüketici Kredi Sözleşmesi düzenlediği, tüketici sözleşmesinin kefil kısmına müşteki …’un imzasının taklit edilerek imzalanmış olarak sözleşmeyi tamamlayıp Akköprülü Otomotiv yetkilisi olan Orhan Sular’a vererek, Koç Tüketici Finansmanı ve Kart Hizmetleri AŞ’den 20.000 TL kredi kullanıldığı anlaşılan olayda;
1- Özel belgede sahtecilik suçundan kurulan hükme yönelik incelemede
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2- Dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik incelemede;
Sanığın kredi sözleşmesinde …’un imzasını taklit ederek sözleşmede kefil olarak gösterip finans kurumuna başvuruda bulunarak kredi kullanması karşısında, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 158/1-j. maddesinde düzenlenen “Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak” suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi,
Kabule göre de;
Koç Tüketici Finansmanı ve Kart Hizmetleri AŞ’nin 31.08.2006 tarihli yazısından, kredinin kullanılıp 21.07.2006 tarihinde tahsil edilerek kapatıldığı belirtilmiş olması ve kredi sözleşmesinde kredi miktarının 20.000 TL olduğunun anlaşılması karşısında eylemin tamamlanmış olduğu ve zarar miktarının belirli olduğu halde teşebbüsten hüküm kurulması ve adli para cezasının zararın iki katından aşağı olamayacağının gözetilmemesi,
Erciş Cumhuriyet Başsavcılığının 2007/423 esas sayılı iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı TCK’nın 158/1 maddesi gereği cezalandırılması istendiği halde aynı madde son fıkra açısından sanığa ek savunma hakkı verilmeden sözkonusu madde ile ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı kanunun 326/son maddesi gereği ceza miktarı açısından kazanılmış hakların saklı tutulmasına, 22.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.