YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15635
KARAR NO : 2013/18409
KARAR TARİHİ : 26.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Yaşın küçüklüğü, akıl hastalığı, akıl zayıflığı, ayyaşlık veya bunlara benzer durumlarda bulunma dolayısıyla, fiil ve hareketlerin saikini ve sonuçlarını doğru olarak algılayamayan kişilerin dolandırılması, TCK’nın 158/1-c bendiyle ağırlaştırıcı neden kabul edilmiştir.
Algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle kişilerin aldatılması daha kolaydır. Algılama, duyu organları aracılığıyla, olay, nesne ve ilişkileri birbirinden ayırt etme demektir. Yaş küçüklüğü, akıl hastalığı,akıl zayıflığı, sarhoşluk, uyuşturucu etkisinde bulunma yada bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden yoksun olan kişilerin aldatılması suçun konusudur.
Mağdurda zayıf da olsa bir irade, zayıflamış bilinç var olmalıdır. Akla uygun davranma demek, belli bir olay karşısında normal insanlardan çoğunun izleyeceği davranışa uygun
hareket etmek demektir. Hâkim, somut olayın mahiyetini, kişinin içerisinde yaşadığı sosyal çevreyi, gelişme derecesini,muhakeme ve fikrî becerisini göz önünde tutarak değerlendirme yapacaktır.
Algılama yeteneğinin çok zayıf olması veya hiç olmaması halinde, aldatılması gereken bir irade söz konusu olmayacağından dolandırıcılık suçundan bahsedilemeyeceğinden hırsızlık suçu söz konusu olacaktır.Ceza sorumluluğu olmıyan 12 yaşını bitirmemiş çocukların ve tam akıl hastalarının yaptıkları hareketlerin anlam ve sonuçlarını bilemiyeceklerinden aldatılmalarından ve dolandırılmalarından bahsedilemez.12 yaşını tamamlayıp 15 yaşını tamamlamıyan çocukların algılama yeteneklerinin bulunup bulunmadığı araştırılarak, bulunmaması halinde eylem, hırsızlık suçunu oluşturacaktır. Fail, bilerek mağdura uyuşturucu madde vererek veya sarhoş ederek onun algılama yeteneğini azaltmış ise ve oluşturulan bu zayıflık anında mal alınmışa eylem,TCK’nın 148/3 kapsamında mefruz cebir kapsamında değerlendirileceğinden yağma suçunu oluşturacaktır.
Somut olayda; sanığın, mağdur …’in taksiyi satacağını söylemesi üzerine … plakalı ticari taksinin yarı hissesinin satışı konusunda anlaştıkları, peşinat olarak sanığın 22.500 TL para verdiği daha sonra geriye kalan miktar için de mağdura … marka bir araba getirdiği, bir süre sonra bu aracı mağdurdan alarak … marka araba getirdiği, 17.000 TL değerinde olan bu arabayı banığın 26.000 TL ye kabul ettiği, bu şekilde mağduru zarara uğrattığı, geriye kalan miktarın Eylül veya Ekim ayında ödenmesi için anlaştıkları ancak sanığın geriye kalan parayı ödeyemediği ve mağdura ticari taksiyi rehin göstererek kredi çekmeyi teklif ettiği, … … Şubesi’nden taksiyi rehin gösterip mağdur üzerine 50.000 TL kredi çektiği ve kendisinin de kefil olduğu, paranın 36.000 TL.sini sanığın aldığı geriye kalan miktarı mağdura verdiği, sanığın bir süre kredi taksitlerini ödediği ancak geriye kalan borcu ödeyemediği, bunun üzerine yine mağdura …’tan taksiyi rehin göstererek ticari araç kredisi çekmeyi teklif ettiği mağdurun 100.000 TL krediyi çektiği, daha önce çektikleri krediyi kapattıkları, geriye kalan paradan sanığın 10.000 TL.sini alarak 40.000 TL.sini mağdura verdiği, sanığın 47.500 TL ve 98.000 TL olmak üzere mağdurdan iki adet senet aldığı, en son çektikleri 96.000 TL krediyi de mağdurun ödemek zorunda kaldığıticari taksinin de mağdurun elinden gittiğini, bu şekilde sanığın mağdurun hastalığından faydalanarak ve hileli işlemlerle onu kandırarak zarara uğrattığının iddia edilen olayda,sanık savcılık aşamasında verdiği 09.06.2008 tarihli ifadesinde mağduru 10 yıldan beri tanıdığını beyan etmiş olup, Adli Tıp Kurumu raporunda açıklandığı kadar ağır hastalık hali olan bir kişinin bu durumunun sanık tarafından bilinmemesinin ve anlaşılamamasının hayatın olağan akışına ters düştüğü, tüm bilgiler ışığında sanığın şizofreni hastalığı nedeniyle algılama yeteneği zayıf olan mağduru
hileli davranışlarla aldatarak kendi yararına mağduru zarara uğratmak sureti ile dolandırıcılık suçunu işlediğine dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi,
2-Tayin olunan gün para cezasının, taksitlendirilmesi sırasında uygulanan kanun maddesinin karar yerinde gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet savcısı, sanık müdafi ve katılan … vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “1000 gün” ve “20.000 TL”adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” ve “100 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi ve hükmün ilgili kısımlarına “TCK’nın 52/4 maddeleri uyarınca” ibaresinin eklenmesi suretiyle suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.