YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15644
KARAR NO : 2014/7953
KARAR TARİHİ : 24.04.2014
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat kararına dair müşteki vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Müşteki …’ın sanıklara yüklenen “resmi belgede sahtecilik” suçundan doğrudan doğruya zarar görmediği, atılı suç bakımından katılma talebinin reddine ilişkin kararın yerinde olduğu anlaşılmakla, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK’nın 238 maddesi uyarınca katılan sıfatını kazanmayan şikayetçinin temyize yetkisi bulunmadığı cihetle vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
1-Dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararına dair müşteki vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
5271 sayılı CMK’nın 237/2. maddesi uyarınca sanıklara yüklenen dolandırıcılık suçundan doğrudan doğruya zarar gören müşteki …’ın katılan olarak kabulü ile yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’ nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanunu’ nun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Katılan …’nun adına kayıtlı…plaka sayılı ticari taksiyi … Otomotiv isimli iş yerinden bir yıllığına kiralayan sanık …’in, araçta bulunan ruhsat ve işletme izin belgesindeki bilgilerden faydalanarak fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ettiği diğer sanıklarla birlikte katılanın kimlik bilgilerinin yazılı olduğu sahte nüfus cüzdanı ile kimliği tespit edilemeyen bir bayanın … Şubesi’ne … adına kredi talebinde bulunduğu, krediye teminat olarak suça konu ticari taksinin rehin olarak gösterildiği, banka tarafından yazılan rehin talep belgesini, yine …’nun kimlik bilgileri kullanılarak… Noterliği’nden alınan sahte vekaletname ile vekil tayin edilen sanık …’nün işlemi yaptırmak üzere Gayrettepe Trafik Tescil Şube Müdürlüğü’ne teslim ettiği, burada görevlilerin katılanı araması üzerine olayın ortaya çıktığı ve sanıkların nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçunu işlediklerinin iddia edildiği somut olayda; sanık …’in aracını sanıklar … ve …’nin ücret karşılığı çalıştırdıklarını ve ruhsat ile işletme izin belgesinin araçta olduğunu, atılı suçla ilgisi olmadığını beyan etmesi, sanıklar … ve …’nin de aynı yönde savunmada bulunup, aracın ruhsat ve işletme izin belgesini torpido gözünde muhafaza ettiklerini, olay günü telefonda sanık … kendilerini arayıp sorması üzerine torpido gözüne baktıklarında yerinde bulamadıklarını, kim tarafından ve ne amaçla alındığını bilmediklerini ifade etmeleri, …’nün ise savunmasında kendisinin Gayrettepe Trafik Tescil Şube Müdürlüğü’nde vatandaşların işlemlerini yapıp para kazandığını, olay günü kendisini arayan trafik müşaviri …’ın işlem görmesi gereken bir trafik evrakı olduğunu söyleyip, vekaletname için soyadığını sorduğunu, bir süre sonra yanına gelen tanımadığı şahsın kendisine evrakları verdiğini, şahsın … tarafından gönderildiğini düşünerek işlemleri başlattığını, evrakların sahte olduğundan haberi olmadığını belirtmesi, …’ın ise …’i aradığını doğrulayıp, kendisi gibi trafik müşavirliği yapan arkadaşı sanık …’ın Gayrettepe Trafik Tescil Şube Müdürlüğü’nde işlem yapabilecek birisi olup olmadığını, varsa vekalet için ad ve soyadını sorması üzerine, sanık …’e durumu bildirip, soyadını öğrenerek …’a bildirmek dışında bir eylemi olmadığını savunması, …’ın ise bir müşterisinin minibüsünün trafik belgesinin değişmesi gerektiğinden, işlem yeri olan Gayrettepe Trafik Tescil Şube Müdürlüğü’nde kendilerine yardımcı olmak üzere arkadaşı sanık …’ı aradığını, sanık …’in ad ve soyadını öğrenip ruhsat sahibine bildirdiğini, atılı suçla bir ilgisi olmadığını savunması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeksizin tespiti için, kredi başvurusunda bulunup kimliği tespit edilemeyen bayan ile ilgili soruşturma olup olmadığı araştırılarak, dava açılıp açılmadığı, açılmış ise kesinleşip kesinleşmediği araştırılıp, kesinleşmemiş ise bu dava ile birleştirilmesi, kesinleşmiş ise onaylı bir suretlerinin dosya arasına konulması, sanık … ‘ın ifadesinde geçen 34 M 2173 plaka sayılı araç ile ilgili bir işlem yapılıp yapılmadığı, sanığa araç ile ilgili gerçekten bir başvuru yapılıp yapılmadığı, sahibinin kim olduğu tespit edilip, tanık olarak beyanı alındıktan sonra, gerektiğinde sanık … ile de yüzleştirilerek, sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’ nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.