Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/15657 E. 2014/7873 K. 22.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15657
KARAR NO : 2014/7873
KARAR TARİHİ : 22.04.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu ise, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir.
Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanık …’in, …sahte ismiyle muhtarlıktan almış olduğu sahte ikametgah belgesi ile Sarıgazi Vergi Dairesi’nde kayıtlı bulunan …İnşaat Ltd.Şti.ni devraldığı, daha sonra bu devir işlemini İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü’ne bildirerek sicile kaydolduğu, daha sonra bu şirket aracılığıyla katılan …’a ait firmadan satın aldığı asfalt’a karşılık Akbank … Şubesi’nin keşidecisi… olan 19.000 TL, Garanti Bankası … Şubesi’nin keşidecisi … Danışmanlık olan 12.500 TL, Garanti Bankası …Şubesi’nin keşidecisi … Ltd Şti olan 15.000 TL, Garanti Bankası … Şubesi’nin keşidecisi … Danışmanlık olan 13.700 TL, Garanti Bankası… Şubesi’nin keşidecisi… Ltd Şti olan 13.000 TL, Türk Ekonomi Bankası… Şubesi’nin keşidecisi … olan 35.000 TL, Türk Ekonomi Bankası … Şubesi’nin keşidecisi … olan 40.000 TL bedelli çalıntı çekleri …sahte ismiyle ciro ederek katılan firma yetkilisine verdiği, yine aynı şekilde diğer katılan …’dan aldığı mallara karşılık 3.340 TL bedelli çeki … sahte ismi ile ciro ederek vermek suretiyle hasız menfaat temin ettiği, bu şekilde sanığın her iki katılana karşı resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarını işlediği iddia ve kabul edilen olayda;
1-Sanığın katılan …’ya yönelik resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık, katılan …’a yönelik dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin yapılan temyiz incelemesinde;
Sanığa atılı şuçların sübut bulduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Dolandırıcılık suçundan TCK’nın 158/1-f-son maddesi gereğince adli para cezası hesaplanırken, eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli ise; o takdirde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde uygulama yapılması sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanığın katılan …’a yönelik resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin yapılan temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Aynı katılana karşı aynı anda verilen bütün çeklerin sahte olması halinde tek suçun oluşacağı, sanığın, aynı suç işleme kararıyla, değişik zamanlarda aynı katılana yönelik birden fazla haksız menfaat temin etmiş olması halinde ise, 5237 sayılı TCK’nın 43/2 maddesi kapsamında zincirleme suç hükümlerinin uygulanacağı, sürenin çok uzun olması ve farklı kastla hareket edildiğinin ortaya konması durumunda da, her çek için ayrı suçun oluşabileceği dikkate alınarak somut olayda, sanığın savunmasında katılan firmadan aldığı 128.950 Tl asfalt borcuna karşılık, suça konu çekleri firma yetkilisi …’a verdiğini beyan etmesi, sanıktan çekleri alan ve katılan firmanın muhasebe bölümünde çalışan …’ın soruşturma sırasında alınan 12.11.2007 tarihli ifadesinde, sanığın firmadan 128.950 TL değerinde dökme asfalt aldığını karşılığına 6 adet çek verdğini, bilahare çeklerin çalıntı çıktığını bildirmesi karşısında, suça konu çeklerin aynı katılan’a aynı anda verildiği, bu nedenle TCK’nın 43. maddesinin uygulama imkanının bulunmadığı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmak suretiyle sanığa fazla ceza tayin edilmesi,
Kabule göre de;
Belirlenen 2 yıl temel hapis cezasının TCK’nın 43/1 maddesi geriğince 1/4 oranında artırıldığı halde, sonuç cezanın 2 yıl 6 ay yerine 3 yıl 9 ay hapis cezası olarak belirlenerek, sonuçta fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.