Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/15722 E. 2014/7773 K. 22.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15722
KARAR NO : 2014/7773
KARAR TARİHİ : 22.04.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hüküm bakımından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
5271 sayılı CMK’nın 231. maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından 5271 sayılı CMK’nın 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran katılan kurumun haklarını ortadan kaldırmayacağından temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için, dosyanın iade edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
2-Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık …’in yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
3-Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nın 53/3. maddesi uyarınca hapis cezası ertelenen sanık için, aynı Kanun’un 53/1-c maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. Maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasın da ki TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkranın (c) bendinin çıkartılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
4-Sanık … ve sanık … hakkında dolandırıcılık, sanık … hakkında dolandırıcılık ile resmi belgede sahtecilik, sanık … hakkında ise resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir.Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Sanık …’in, resmi nikahlı eşi olup tam olarak hangi tarihte öldüğü tespit edilemeyen …’in kimlik bilgilerini kullanarak, sanık … için emekli sandığı tanıtım kartı çıkarttığı, bu kartların üzerinde sanık …’nin fotoğraflarının bulunduğu, sanık …’in …’nin resmi bulunan ancak ölen …’in kimlik bilgilerinin yazılı olduğu 949806 seri nolu yeşil kart sağlık karnesini çıkarttığı, Emekli Sandığı tarafından Hacice adına bağlanan yaşlılık maaşını sanık …’nin bilgisi dahilinde bankadan çektiği, sanık …’nin,

Hacice adına çıkarılan sahte yeşil kart sağlık karnesi ile tedavi olup ilaç yazdırdığı, sanık …’ın ise gerçek annesi adına tanzim bu sahte yeşil kart sağlık karnesi ile sanık … için ilaç yazdırıp alıp getirdiği, bu şekilde sahte evraklarla hileli hareketlerle kurumun dolandırıldığı, sanık …’in oğlu olan sanık …’in, ölen annesi … için … Hastanesine başvurup sanık …’dan 16/12/2007 tarihli …’nin ölüm tarihini ve nedenini belirten sahte reçeteyi aldığı, sanık …’in de bu reçete ile Siirt Belediyesine giderek annesi … için ölüm Mernis tutanağını bu sahte ölüm belgesi (Reçete ) ile düzenlettirip bu içeriği itibariyle sahte ölüm mernis tutanağını ile Siirt Nüfus Müdürlüğüne gidip annesi …’nin nüfustan ölüm düşümünü bu içerik olarak sahte ölüm mernis tutanağı ile sağladığı iddia edilen olayda,
A-Sanıklar …, … ve …’in üzerlerine atılı dolandırıcılık suçunu işlemediklerini beyan etmeleri karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından, sanık …’nin suç tarihi itibariyle Yeşilkart almaya hak kazanıp kazanmadığının belirlenerek, Yeşilkart almaya hak kazanmış ise kendisi ve diğer sanıklar yönünden tedavi giderlerin kuruma ödettirmek ile ilgili dolandırıcılık suçu oluşmayacağından, sanık …’nin durumunun tespiti sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri yerine yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm kurulması,
b-Sanık …’in resmi belgede sahtecilik suçu açısından, sanığın tüm aşamalarda atılı suçu kabul etmemesi, sanık …’nin ise 09.01.2008 tarihinde kollukta müdafisi bulunmadan verdiği ve mahkeme aşamasında kabul etmediği ifadesinde sanık …’ın, adına düzenlenmiş raporları hastaneye götürerek kendisi için ilaç yazdırıp bu ilaçları alıp getirdiğine dair beyanı haricinde sanık … hakkında delil bulunmaması karşısında, sanık …’ın hangi reçeteleri düzenlettiği, buna karşılık aldığı ilaçların belirlenmeden resmi belgede sahtecilik suçuna sanık …’ın ne şekilde iştirak ettiği tespit edilmeden hakkında yazılı şekilde karar verilmesi,
c-Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçunda, 5271 sayılı CMUK’nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilirken, aynı maddenin 6. fıkrası gereğince “Sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işleyip işlemeyeceği hususunda bir kanaate varılması ve suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilip giderilmediği” hususlarını irdeleyen gerekçeye dayandırılması gerektiği, sanığa yüklenen resmi belgede sahtecilik suçundan doğan maddi bir zararın bulunmadığı da gözetilerek sanık hakkında 5271 sayılı CMUK’nın 231. maddesinin 6. Fıkrasının (b) bendinde belirtilen sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” koşulunun oluşup oluşmadığı hususu değerlendirilerek sonucuna göre, sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken kurumun zararlarının giderilmemiş olduğu gerekçesi ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Kabule göre;
Sanık … hakkında dolandırıcılık ve sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçlarında TCK’nın 53/3. maddesi uyarınca hapis cezası ertelenen sanıklar için, aynı Kanun’un 53/1-c maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.