YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15753
KARAR NO : 2013/15087
KARAR TARİHİ : 08.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda, sanığın, mağdurun evine giderek kendisini … Belediyesinde yardım ve dağıtımda görevli olarak tanıttığı, sandalye ve su istediği, diğer görevlilerin erzak getirdiğini söyleyerek güven sağladığı, bu güvenin etkisi ile mağdura “paran var mı aylık alıyor musun?” şeklinde sorular sorduğu, 3 aylık maaşı aldığını ve 1000,00 TL parasının olduğunu söylemesi üzerine, getirmesini isteyip parayı aldığı, bu sırada telefonla görevlilerle görüşüyor gibi yaparak ” nerede kaldınız ” şeklinde sözler söylediği, daha sonra mağdura dönüp teyze sen yemeği hazırlamaya başla ben arkadaşlara kapıdan bakayım diyerek mağdurun içeriye girmesini fırsat bilerek parayı alarak kaçmak suretiyle hileli söz ve davranışlarla ikna ettiği mağdurdan haksız menfaat temin ettiği anlaşılmakla, atılı suçun sübut bulduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
Sanık tarafından mağdurun olay nedeni ile uğradığı zararın soruşturma aşamasında giderildiğinin savunulması, mağdurun 29/09/2009 tarihli oturumda, sanığın babası tarafından soruşturma aşaması olan 2008 yılı Eylül ayı içerisinde zararının karşılandığını, şikayetçi olmadığını belirtmesi ve sanık hakkındaki iddianamenin zararın giderilmesinden sonra 11.02.2009 tarihinde düzenlenmesi karşısında; sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 168/1 maddesi yerine aynı Kanunun 168/2 maddesinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08/10/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.