YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15760
KARAR NO : 2014/7900
KARAR TARİHİ : 22.04.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır.Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, …isimli otobüs firmasında şoför olarak çalışan müştekiyi arayarak kendisini …’da trafik polisi olarak görev yapan …olarak tanıtıp Erzurum Aziziye Araştırma Hastanesinde bir hastasının bulunduğunu, acilen 100 TL’ye ihtiyacı olduğunu söylediği, müşteki kendisini tanımayınca muhtemelen önceden araştırma yaparak öğrendiği aynı firmanın …daki şubesinde çalışan birkaç şoförün ismini verdiği, müştekinin bunun üzerine ikna olduğu ve sanığa parayı nasıl alacağını sorduğu, sanığın yol güzergahında bulunan … Otel’inn yanındaki …Taksi isimli taksi durağında birisine bırakmasını, …isimli arkadaşının parayı buradan alacağını söylediği, müştekinin de yolunun üstünde bulunan durakta çalışan taksi şoförü tanık Hacı …’e 100 TL bırakıp… isminde birinin gelip alacağını söylediği, aynı anda da sanığa parayı taksi durağındaki …’e bıraktığını söyleyerek yoluna devam ettiği, sanığın bir süre sonra durağa gelerek tanık…’ten parayı alarak ortadan kaybolduğunun anlaşıldığı olayda, eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak;
1-Hapis cezasının alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının belirlenmesi sırasında, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeye dayanarak tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini,
2-5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan hak ve yetkileri kullanmak yönündeki yoksunluğun, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyumluk yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar, üst soyu ile diğer kişiler yönünden ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar sürmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla ” 100 gün” ve “1.000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkarılarak yerine, sırasıyla ” 5 gün” ve “100 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi, yine 5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün hüküm fıkrasından tamamen çıkartılıp yerine” 53. maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 22.04.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.