YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15830
KARAR NO : 2013/2651
KARAR TARİHİ : 13.02.2013
MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Kamu Malına Zarar Verme, Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Suça sürüklenen çocuk hakkında mala zarar verme ve hırsızlık suçlarından verilen hükümlere yönelik incelemede;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Somut olayda,
20.11.2009 tarihinde polislerce şüphelenilerek takip edilen bir at arabasının arka kısmında bulunan suça sürüklenen çocuğun, çalıntı olduğu sonradan anlaşılan küçük tüp jenaratör ve dinamoyu polis aracına zarar vereceğini görüp sonucu kabullenecek şekilde atarak polis aracının zarar görmesini ve yanında bulunan diğer sanıkların kimliği tespit edilmeden kaçmasını sağladığı olay sırasında eşkali belirlenen suça sürüklenen çocuğun ertesi gün bir hurdacı dükkanında saklanırken yakalandığı ve “diğer sanıkların isteği üzerine belirtilen malzemeleri polis aracının önüne attım” “küçük tüp jenaratör ve dinamoyu açık kimliklerini bilmediğim mustafa ve orhan isimli iki sahsın inşaat halindeki binadan çaldı ben at arabasında bekledim” şeklindeki kaçamaklı ikrarı karşısında her iki eylemi gerçekleştirdiği belirlenen olayda;
Diğer temyiz itirazlarının Reddine, Ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.10.2009 gün ve 8-124-224 sayılı kararında açıkça belirlendiği gibi temel cezanın belirlenmesinde hakim somut olayda TCK.nun 61/1.maddesi göz önünde bulundurarak işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırları arasında temel cezayı belirlerken aynı yasanın 3/1.maddesi uyarınca hüküm ile işlenen fiil arasında “orantı” bulunmasını gözetmek durumundadır. Hakimin temel cezayı belirlerken dayandığı gerekçenin yasal ve yeterli olması denetime izin verecek şekilde açıkça gösterilmesi gereklidir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde hırsızlılık suçundan 5237 Sayılı TCK’nun 141/1.maddesi gereği temel ceza tayin edilirken kullanılan gerekçenin TCK.nun 61.maddesi anlamında yasal ve buna bağlı olarak alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesi doğru bir uygulama olarak kabul edilebilir ise de suça konu değer gözetildiğinde alt sınırı bir yıl olan bir suçta suça sürüklenen çocuğa verilen temel cezanın üç yıl olarak en üst hadden belirlenmiş olması orantılılık ilkesiyle bağdaşmadığından takdir hakkının hak ve nesafet kuralları sınırlarını aşar şekilde kullanılması suretiyle ceza tayini,
Sosyal inceleme raporu için suça sürüklenen çocuğun evine gidildiğinde ailenin adreste bulunamaması nedeniyle rapor hazırlanamadığı gözetilmeden yeni adresleri tespit edilerek sosyal inceleme raporunun alınmaması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.02.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.