YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15882
KARAR NO : 2014/7614
KARAR TARİHİ : 21.04.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanların, saman alım satım ticareti ile uğraştıkları, sanığın ise katılanlara ait iş yerinde saman yükleme işinde bir süre işçi olarak çalıştığı, katılanların, … isimli bir müşteriye 4 ton ağırlığında samanı, bedelini 20/09/2007 tarihinde ödenmek üzere sattıkları, söz konusu alış veriş sırasında orada bulunan ve yapılan pazarlığa bu şekilde tanık olan sanığın, söz konusu alış verişe konu olan borcun ödeme zamanı geldiğinde, veresiye saman satılan müşterinin iş yerine gidip, satılan samanların bedeli olan 400 TL parayı hiç bir hakkı bulunmamasına rağmen teslim alarak haksız menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda;
Oluşa, sanığın savunmalarına, katılanların beyanlarına, tanıkların anlatımlarına ve tüm dosya kapsamına göre; sanığın, bu şekilde gerçekleştirdiği sabit görülen eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık hakkında, Konya 1.Sulh Ceza Mahkemesi tarafından, 2006/55 esas, 2006/447 karar sayılı ilamı ile kasten yaralama suçundan verilen ve 15.09.2006 tarihinde kesinleşen 6 ay hapis cezasına ilişkin sabıkasının tekerrüre esas oluşturduğunun anlaşılması karşısında; sanık hakkında, 5237 sayılı TCK’nın 58/7. maddesi gereğince mükerrirler hakkındaki infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümde yer alan ”5237 sayılı TCK’nın 157/1, 52/2 maddeleri gereğince sonuç olarak verilen 100 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL ‘den olmak üzere 2000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ifadelerinin yerine ” 5237 sayılı TCK’nın 157/1. maddesi gereğince 5 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 52/2. maddeleri gereğince verilen 5 gün adli para cezası karşılığı günlüğü 20.00 TL ‘den olmak üzere sonuç olarak 100.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,” ifadesinin yazılması suretiyle hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 21.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.