Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/15886 E. 2013/18641 K. 27.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/15886
KARAR NO : 2013/18641
KARAR TARİHİ : 27.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1- Katılan vekili tarafından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
Hükümden sonra verilen ve hakim tarafından görülerek havale edilen 26.10.2010 tarihli dilekçeyle katılanların şikayetten vazgeçtiklerini bildirmeleri karşısında, CMK’nın 234. maddesi uyarınca davaya katılma ve buna bağlı olarak kanun yoluna başvurma haklarının bulunmadığı nazara alınarak, katılanlar vekilinin temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2- Sanıklar hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükümler bakımından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıklardan … …’ın katılanların yeğeni, sanık …’ın da sanık … …’ın eşi olduğu, katılan …’ın … Elektrik Santrali İşletme Müdürlüğünde Başmühendis olarak çalışırken tayininin Sivas’ta bulunan … Termik Santrali İşletme Müdürlüğüne çıktığı, tayinin çıkarılmasına memnun olmayan katılan …’ın bir yakınlarının düğün merasiminde sanıklarla karşılaştığı, konuşma sırasında sanıklardan …’ın katılana, MİT teşkilatında çalıştığını, kendisinin tayin edilmesinin siyasi nitelikli olduğunu, tekrar eski görev yerine tayininin yaptırılmasında MİT teşkilatının kendisine yardımcı olacağını söyleyip katılanın tayini ile ilgili ayrıntılardan bahsederek, katılan …’ı ikna etmeye çalıştığı, bu suretle sanık …’ın sözlerinden ve vaatlerinden etkilenen katılanın şüphelerini gidermek için yeğeni olan diğer sanık … …’la görüştüğü, sanık … …’ında eşi olan sanık …’ın MİT’te görev yaptığını, kendisine tayin hususunda yardımcı olacağını söyleyerek, katılanı ikna ettiği, sanık …’ın sık sık Ankara’ya bu işler için gidip geldiğini, tayin işi ile uğraşan MİT personelinin masrafları olduğunu söyleyip katılandan muhtelif tarihlerde banka havalesi yolu ile 6.500,00 TL turarında, yine muhtelif tarihlerde elden 3.500,00 TL tutarında paralar aldığı, yine sanık …’ın akrabası olan katılan …’a damadı olan …’a … bulmaya çalıştıklarını duyduklarını, eşi sanık …’ın Devrek’te Orman Mühendisi olarak çalıştığını, çevresinin çok geniş olduğunu …’a … bulacağını söylediği, bir müddet sonra sanık …’ın katılan …’ı telefonla arayıp …’ın işe girmesi ile ilgilendiğini, Ankara’ya gitmesi için 500,00 TL gerektiğini söyleyip katılandan 500,00 TL aldığı, yaklaşık bir yıl süre ile benzer vaat ve sözlerle katılandan toplam 5.350,00 TL para aldıklarının iddia edildiği somut olayda;
A- Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm bakımından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafi ve o yer Cumhuriyet Savcısı’nın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak,
1- 5237 sayılı TCK’nın 55. maddesi gereğince kazanç müsaderesinin, ancak suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların, suçun mağduruna iade edilememesi halinde mümkün olduğu, somut olayda TCK’nın 55. Maddesinin yasal koşullarının oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde kazanç müsaderesine hükmedilmesi,
2- Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafi ve o yer Cumhuriyet Savcısı’nın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkralarından adli para cezasına ilişkin “60gün”,”75 gün”, “62 gün”, “1240 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, “5 gün”, “6 gün”, “5 gün”, ”100 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi, ve hükümlerde yer alan “haksız elde edilen menfaat mikarı 6500 TL ve 3200 TL’nin TCK’nın 55. maddesi gereğince müsaderelerine” ilişkin bölümlerin hüküm fıkralarından çıkartılması diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B- Sanık … … hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hüküm bakımından yapılan temyiz isteğinin incelenmesinde;
Müştekilerin soyut iddiası dışında sanığın mahkumiyetine yeterli her türlü şühheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği anlaşılmakla, atılı suçtan beraati yerine delillerin takdirinde hataya düşerek yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre;
1- İddianamede sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 158/1-d, 39/2-c maddelerinin uygulanması talep edildiği halde, ek savunma hakkı verilmeden 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi ile hüküm kurulmak suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 226. maddesine aykırı davranılması,
2- Sanığın diğer sanık …’ın eylemlerine katılmadan yalnızca katılanlara eşi olan sanığın MİT’te çalıştığını söylemekten ibaret eyleminin, fiili birlikte gerçekleştirmek değil, suçun işlenmesi sırasında faile yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak olarak nitelendirilip, hakkında TCK’nın 39/2-c 39/1 maddelerinin uygulanması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
3- 5237 sayılı TCK’nın 55. maddesi gereğince kazanç müsaderesinin, ancak suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların, suçun mağduruna iade edilememesi halinde mümkün olduğu, somut olayda TCK’nın 55. maddesinin yasal koşullarının oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde kazanç müsaderesine hükmedilmesi,
4- Hapis cezası alt sınırdan tayin olunduğu halde, ayrıca yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden aynı gerekçeyle adli para cezasına esas alınması gereken tam gün sayısının alt sınırdan uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye düşülmesi,
Bozmayı gerektirmiş olup temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 27/11/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.