YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16039
KARAR NO : 2014/8010
KARAR TARİHİ : 24.04.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yargıtay 11.Ceza Dairesinin 18.09.2009 tarih ve 2009/14520 E, 2009/10737 sayılı ilamı ile hükmün bozulması üzerine yeniden yapılan yargılamada bozma ilamına uyulmasına karar verildiği halde anılan bozma ilamında belirtilen sanık hakkında 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik CMK’nın 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı değerlendirilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de; sanığın eylemi sonucu meydana gelen zararın giderilmediği, bu çerçevede hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nın 231/6. maddesinin (c) bendinde yazılı “suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi” nesnel koşulunun gerçekleşmediği, bu nedenle sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği tespit edilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, kamyonda karpuz satan katılanın cep telefonu numarasını taksici esnafından …dan öğrenip gizli numaradan telefon açarak kendisini sanığın önünde karpuz sattığı … Apartmanı’nda muayenehanesi bulunan doktor … olarak tanıtıp, …’de piknikte olduğunu, iki saat sonra geleceğini, acilen paraya ihtiyacı olduğunu, … Demirel Kalp Hastanesinin önünde bekleyen medikalci … isimli şahsa 500,00 TL para vermesini istediği, sanığın işyerinin önünde sergi açtığı doktorun kendisini şikayet etmesi halinde sergisinin kaldırılacağından korkarak iyi geçinmek adına gittiği hastane önünde bekleyen ve daha sonra %90 oranında teşhis ettiğini söylediği sanığa parayı teslim ettiği, geri döndüğünde apartman sakinlerinden doktor …’nun …’de tatilde olduğunu öğrenince dolandırıldığını anladığı, katılana ait cep telefonu hattına ait iletişimin tespiti kayıtları incelendiğinde olay tarihinde tanık …’a … numaralı hattan katılanın arandığının tespit edildiği, tanığın suça konu SİM kartı suç tarihinden kısa bir süre önce sanığa verdiğini beyan etmesi, sanığın savunmasında suç tarihinde geçirdiği bir iş kazası nedeni ile Isparta Gülkent Devlet Hastanesi’nde yatarak tedavi gördüğünü söylemesine rağmen ilgili hastanenin cevabi yazısının ekindeki belgelerden sanığın 18.05.2005 tarihinde hastaneye yatışının yapıldığı, 03.06.2005 tarihinde de taburcu edildiği, suç tarihi olan 28.08.2005 tarihinde ise 4.408,26 TL bedelindeki sağlık giderlerine ait faturanın düzenlendiğinin anlaşıldığı, sanığın bu kez de belirtilen tarihte taburcu olduğunu, ancak fizik tedavisinin sürdüğünü beyan ettiği somut olayda; dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Temel hapis cezası alt sınırdan takdir ve tayin edildiği halde aynı gerekçeye dayanılarak, adli para cezasının belirlenmesine esas alınan tam gün birim sayısının asgari hadden uzaklaşılarak tayini suretiyle çelişkiye neden olunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak; yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. Maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının adli para cezasının uygulanmasına ilişkin kısmındaki “50 gün” ve “1000 TL” rakamlarının çıkartılarak yerlerine sırasıyla “5 gün” ve “100,00 TL” rakamları yazılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 24.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.