YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16182
KARAR NO : 2013/2627
KARAR TARİHİ : 13.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu malına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nun “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265.maddesi ile düzenlenen; “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup; bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır.Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil, görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse,fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeğe elverişli,doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur. İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Somut olayda; sanıkların … plaka sayılı araçla seyir halindeyken kırmızı ışık ihlali yapılması üzerine görevli müşteki polis memurlarınca takibe alınıp aracın durdurulduğu, aracın sanık … tarafından alkollü ve ehliyetsiz olarak kullandığının anlaşılması üzerine sanık …’ın ehliyetinin daha önce alkollü araç kullanmasından dolayı alındığı, bu nedenle görevli müşteki polis memurlardan her iki sanığın da işlem yapılmamasını istedikleri, önce rica ettikleri, görevli memurlarının ısrarı üzerine, “illa doğudakiler gibi mi yapalım, dağa mı çıkalım, polise kurşun mu sıkalım” diyerek her iki şüphelinin ekip arabasına elleriyle vurup kaputunda çökme oluşmasına sebebiyet verdikleri, şeklindeki eylemlerinin görevi yaptırmamak için direnme ve kamu malına zarar verme suçlarının oluştuğuna ilişkin mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamış, sanık … hakkında kamu malına zarar verme suçundan kurulan hükümde, ayrıca kamunun uğradığı zararı gidermediği göz önünde bulundurularak hakkında CMK’nın 231/5.maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verdiğinin anlaşılması karşısında, bu yönden bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
İddianame ile sanık … hakkında şikayetçi …’a karşı işlediği hakaret suçu ile ilgili olarak kamu davası açıldığı halde karar verilmemiş isede, zamanaşımı süresi içinde hüküm kurulabileceği mümkün görülmüştür.
1-Sanık … hakkında kamu malına zarar verme suçundan kurulan hüküm ile sanık … hakkında kamu malına zarar verme ve görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hükmün temyiz incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında görevi yaptırmamak için direnme ve Hakaret suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelenmesine gelince;
a)5271 sayılı CMK’nın 225/1.maddesinde öngörülen “hüküm ancak iddianamede unsurları gösterilen suça ilişkin fiil ve faili hakkında verilir” biçimindeki düzenleme karşısında; dava konusu yapılacak eylemlerin açıkça ve bağımsız olarak iddianamede gösterilmesi gerekirken polis memurların olan müştekiler … ve …’ye yönelik kamu görevlisine hakaret suçundan yöntemine uygun dava açılmadığı halde, ek savunma ile yetinilerek, sanığın bu suçtan cezalandırılmasına karar verilmesi,
b)Sanığın sabıkasız olmazı ve suç işleme eğilimi gözetilerek tekrar suç işlemeyeceği hususunda olumlu kanaat oluşması nedeniyle hükmolunan cezalarının ertelenmesine karar verilmesine rağmen, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik değerlendirme yapılırken “suç işleme eğilimi” denilmek suretiyle, çelişkili gerekçe ile; yine Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 gün ve 250/13 sayılı kararında açıklandığı üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin 5271 sayılı CMK’nın 231/6-c madde ve bendinde ön koşul olarak belirtilen zarar kavramının, kanaat verici basit bir araştırma ile belirlenebilir, ölçülebilir maddi zararlara ilişkin olup manevi zararların bu kapsamda değerlendirme imkanının bulunmaması karşısında, sanık hakkında atılı suçlardan zararın giderilmemiş olduğundan bahisle, CMK’nın 231/5.maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
c)5271 Sayılı CMK’nın 326/2.maddesi uyarınca iştirak halinde işlenen suçlarda sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu oldukları gözetilmeden yazılı şekilde yargılama giderinin “sanıktan” tahsiline karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.