YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16208
KARAR NO : 2013/18361
KARAR TARİHİ : 25.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla işlenmesi nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa dolandırıcılıktan değil, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanunu’nun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Somut olayda; sanık …’ın, … Gıda Yapı ve İnşaat Tic. Ltd. Şti’nin ortağı ve müdürü sıfatıyla katılan banka ile yapmış olduğu kredi sözleşmesini hem yetkili, hem de kefil olarak imzaladığı, şirketin kullandığı 20.000 TL tutarındaki krediye karşılık …’a ait 1.500,00 TL, …’a ait 750,00 TL’lik beş adet senet ve … …’a ait 615,00 TL’lik dört adet senet ile …’na ait 500,00 TL ve 1.250,00 TL’lik senetleri ciro edip teminat olarak katılan bankaya verdiği, katılan bankanın, kredi alacağının teminatını teşkil eden bonoları, alacağın ödenmemesi üzerine protesto ettirdiği, bono borçlusu …, … ve … … hakkında kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takibe geçildiği, her üç icra takibinde çıkarılan ödeme emirlerinin borçluların adreste tanınmadıklarından ve adresle ilgilerinin bulunmadığından bahisle bila tebliğ iade edildiği gibi, borçlular hakkında yapılan emniyet araştırmalarında da bonolarda borçlu olarak görünen kişilerin belirtilen adreslerde bulunmadıkları, tanıyan ve bilenlerinin olmadığı, muhtarlıklarda kayıtlarının bulunmadığı ve bu adreslerde uzun süredir başka kişilerin oturduklarının tespit edildiği, … hakkında yapılan takibin ise, adı geçenin takibe itiraz etmesi nedeniyle sonuçsuz kaldığı, bu şekilde sanığın sahte olarak düzenlenen bonoları kredinin teminatı olarak göstermek suretiyle bilerek bir defada kullandığı ve kullanımın aynı amaca yönelik olduğu anlaşıldığından, sanığın eylemlerinin dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın ortağı olduğu … Gıda Yapı ve İnşaat Tic. Ltd. Şti. yetkilisi sıfatıyla hareket ederek şirket adına işlem yapmış olması nedeniyle TCK’nın 158/1. maddesinde yer alan “h” bendinin de ihlal edildiği gözetilerek, alt sınırdan uzaklaşılması gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması ile TCK’nın 158/1-j-son maddesine göre adli para cezasının, TCK’nın 52. maddesi uyarınca, elde edilen haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde temel gün birim sayısı üzerinden belirlenip, artırım ve indirimlerin yapılmasından sonra elde edilen sonuç gün birim sayısının, 20-100 TL arasında belirlenecek bir gün karşılığı para miktarı ile çarpılması suretiyle tayin edilmesi gerekirken, haksız menfaat miktarının 20.000,00 TL olduğu gözetilmeden, 2000 gün yerine, 880 temel gün birim sayısı üzerinden belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayin edilmesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sahtecilik ve dolandırıcılık suçlarından yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 25.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.