YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16350
KARAR NO : 2014/8506
KARAR TARİHİ : 30.04.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, mağdura ait işyerine geldiği, alışveriş yaptığı, işyerinde çalışan tanık …’ye ödemeyi Avusturya Doları ile yapacağını söylediği, bilahare yaptığı alışveriş karşılığı 300 Arjantin parasını verdiği, tanığın parayı o günkü kur değeri üzerinden Türk Lirasına çevirdiği, para üstü olarak sanığa 80 TL verdiği, sanığın işyerinden ayrıldığı, mağdurun yaptığı araştırma sonucu paranın tedavülde bulunmayan Arjantin parası olduğunu öğrendiği, sanığın bu şekilde dolandırıcılık suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 157. maddesi uyarınca belirlenen 60 gün adli para cezasından aynı Kanun’un 168/2. maddesi uyarınca yapılan 1/2 oranında indirim üzerine 30 gün yerine 25 gün para cezası tayini ve sonraki uygulamaların da bu miktar üzerinden yapılması dolayısıyla sonuç para cezasının eksik olması aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasında esas alınan hükümdeki ceza kesin nitelikte olup, tekerrüre esas olamayacağı ve sanığın başka sabıka kaydının da bulunmadığı gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık mdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, mükerrilere özgü infaz rejimi uygulamasına ilişkin paragraf hüküm fıkrasından çıkartılmak suretiyle suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 30.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.