Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/16407 E. 2014/8443 K. 29.04.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16407
KARAR NO : 2014/8443
KARAR TARİHİ : 29.04.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanık …’un …’a sipariş ettiği iki adet dorsenin yapımı için suça konu TEB…Şubesi’nin 20.01.2007 keşide tarihli 30.000,00 TL bedelindeki …Tic. Ltd. Şti’ye ait sanığın ortağı olduğu … Tic. Ltd. Şti emrine düzenlenmiş çeki verdiği, …’un kollukta verdiği ifadesinde belirttiği üzere dorselerden birisini yaptığı, satın aldığı dingil karşılığında çeki ciro ederek katılan …’e verdiği, çekin bankaya ibrazında karşılığnın olmadığı ve çek hesabı sahibi şirketin yetkili temsilcisi olan … tarafından çekin rızası dışında elinden çıktığına dair ödemeden yasaklama talimatı verildiğinin bildirildiği, sanık … suça konu çeki diğer sanık …’dan aldığını beyan ettiği, …’ın ise suça konu çeki imzalamış veya imzalamamış olabileceğini beyan ettiği, buna karşılık grafoloji uzmanı bilirkişiden alınan raporda çekin … ya da sanıklar tarafından keşide edilmediğinin bildirildiği somut olayda;
1- Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Suça konu çekin … İnşaat isimli şirketin temsile yetkilisi olan … tarafından keşide edilmediğinin anlaşılması, sanık …’un kolluktaki ilk ifadesinde çeki ortak olduğu diğer sanık …’dan aldığını beyan ederken 08.04.2008 tarihli Cumhuriyet savcısının huzurundaki savunmasında sanık …’ın … İnşaat isimli şirketin sahibi olduğunu söylediği halde, 17.02.2009 tarihli duruşmada bu kez çeki yaptığı alış veriş karşılığında sanık …’dan aldığını savunduğu, müdafiinin beyanında, bir sonraki celsede aralarındaki ticari ilişkiyi ispat eden protokolü ve diğer çekleri sunacağını beyan ettiği ve 04.09.2006 tarihli el yazısı ile düzenlenmiş protokol incelendiğinde … isimli işyerinin sahibi olan …
ile sanık … arasında imzalanmış belgede iki adet dorsenin yapımına ilişkin olarak anlaşmaya varıldığı, protokolün sanık … ile bir ilgisinin olmadığı, yine ibraz edilen… İnşaat isimli şirkete ait iki adet çekin yetkisi olmadığı halde sanık … tarafından keşide edildiğine ve bu çeklerin verilmesine neden olan sanık … ile diğer sanık … arasındaki ticari ilişkiyi ispatlayan başta fatura, sevk irsaliyesi ya da herhangi bir muhasebe belgesinin bulunmadığının görülmesi, suça konu çekte sanık …’ın herhangi bir cirosunun bulanmaması ve çekin sanık …’un ortağı olduğu şirket adına düzenlenmesi karşısında sahte olduğu bilirkişi raporu ile de sabit olan çeki kimden ne şekilde aldığını ispat edemeyen sanığın eyleminin resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanıklar … hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçundan, sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkûmiyet hükümlerinin temyiz incelemesinde;
a)Sanık …’ın zaman zaman…İnşaat isimli şirketin yetkilisi olan …’ın işlerinin yürümesi için onun olmadığı zamanlarda yerine çek keşide ettiğini, suça konu çeki de kendisinin imzalamış olabileceğini söylemesine rağmen alınan bilirkişi raporuna göre söz konusu çeki onun keşide etmediğinin belirlenmesi ve sanığın daha sonraki savunmalarında sanık …’a çeki kendisinin vermediğini beyan etmesi karşısında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediğine dair mahkûmiyetine yeter her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı bir delil elde edilmediği gözetilmeden her iki suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,
b)Sanık …’un suça konu sahte çeki iki adet dorse yapımı için …’nin sahibi olan …a verdiğinin sabit olması ve … ‘un kolluk aşamasında alınan ifadesinde çekin sahte olduğunun anlaşılması nedeni ile ikinci dorseyi yapmaktan vazgeçtiğini beyan etmesi karşısında yapımı tamamlanan dorsenin sanığa teslim edilip edilmediği, bu kapsamda haksız menfaatin elde edilip edilmediği araştırılarak sanığın eyleminin tamamlanmış mı, yoksa teşebbüs aşamasında kalmış olduğu araştırılmadan eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29.04.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.