YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16537
KARAR NO : 2013/15306
KARAR TARİHİ : 09.10.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır.
Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Birinci basamak sağlık kuruluşu olarak faaliyette bulunan Özel … Polikliniği’nde sorumlu hekim olan sanık …’ın eşi olan diğer sanığın mesul müdür olduğu doğrudan ikinci basamak sağlık kuruluşu olan Özel … Tıp Merkezi’ne müracaat etmiş olan 613 kişiyi muayene yapmadan sağlık karnelerine sevk reçetesi düzenlemesi ve bu kişilerin Özel … Tıp Merkezi’nde muayene olmaları neticesinde Özel … Tıp Merkezi’nce katılan Emekli Sandığı’ndan bu hastaların muayene bedelinin her birinin 10.26 TL’den hesaplanması yerine birinci basamak sağlık kuruluşundan geçerek gelmiş gibi kabul edilerek 16.74 TL’den hesaplanması ve bunların 13/12/2006 tarihi ile 22/01/2007 tarihleri arasında 10 adet faturayla katılan kuruma fatura edilerek bedellerinin 02/04/2007 ile 14/05/2007 tarihleri arasında kurumdan tahsil edilmesi ile 3.972.24 TL fazla muayene tutarının tahsil edildiğinin iddia edildiği somut olayda; sanıkların karı koca olmaları karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından, öncelikle hakkında sevk işlemi yapılan hastaların belirlenip tanık sıfatıyla dinlenerek gerçekte bu sevk reçetesinde yazılı olan rahatsızlıklarının bulunup bulunmadığı, Özel … Polikliniği’ne giderek sanık …’a muayene olup sevk reçetesi alıp almadıklarının sorulması sonucuna göre sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini yerine eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.