YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16619
KARAR NO : 2014/2879
KARAR TARİHİ : 18.02.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Gerekçeli kararın tebliğ tarihinde sanığın cezaevinde olması nedeniyle tebligatın usulüne uygun yapılmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilip yapılan incelemede;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nın 231/6. maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır
Hırsızlık suçunda ise; menkul bir malın, sahibinin rızası dışında alınması, mal üzerinde mağdurun zilyetliğine son verilmesi, mağdurun suç konusu eşya üzerindeki zilyetlikten … tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hale gelmesi söz konusudur.
Somut olayda; şikayetçinin suç tarihinde Hocaüveyz mahallesi Akşemsettin caddesi üzerinde yürüdüğü esnada sanık şikayetçinin yanına yaklaşarak, “abla telefonunu verir misin? birisini arayacağım” dediği, şikayetçinin sanığı, kardeşinin arkadaşı olması sebebiyle tanıması nedeni ile bir yeri araması için telefonu verdiği ve bu esnada sanığın telefonu alarak olay yerinden uzaklaşması şeklinde gerçekleşen olayda sanığın hırsızlık suçundan dolayı cezalandırılmasına dair mahkemenin kabulün de bir isabetsizlik görülmemiştir, sanık hakkında dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasın da 10.04.2007 tarihli duruşmada sanığa hırsızlık suçundan ek savunma hakkı verildiği ve adli para cezasının taksitlendirilmesinde “eşit aylık taksitler halinde” alınmasına karar verilmiş olması nedeniyle tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 18.02.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.