Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/16680 E. 2013/14965 K. 07.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16680
KARAR NO : 2013/14965
KARAR TARİHİ : 07.10.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
18 yaşını doldurmamış olan çocukların sigortalı olarak herhangi bir işte çalışmamaları ya da anne/babaları üzerinden genel sağlık sigortası yardımı alma imkânlarının bulunmaması halinde 5510 sayılı Kanun’un 61 ve 67’inci maddeleri gereğince, herhangi bir şekilde prim ödemesine gerek kalmadan ücretsiz olarak genel sağlık sigortasından yararlanırlar. Anne/babanın genel sağlık sigortası tescili olup olmadığına bakılmaksızın sağlık hizmetlerinden yararlandırılacak bu çocukların ana/babalarının genel sağlık
sigortası tescillerinin kurumca yapıldığı tarihe kadar genel sağlık giderlerine ilişkin fatura tutarları hazineden karşılanmak üzere kurumca ödenecektir.
Çünkü, 5510 sayılı Kanun’un 61’inci maddesinin ikinci fıkrasında “60’ıncı madde gereği genel sağlık sigortalısı sayılanların çocukları, ana ya da babanın tescil edilmiş olmasına bakılmaksızın ve ayrıca bir işleme gerek olmaksızın 18 yaşını dolduruncaya kadar genel sağlık sigortalısı veya genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi olarak sağlık hizmetlerinden ve diğer haklardan” yararlandırılacağı ve “18 yaşından küçük çocuğun ana ve babası yok ise 18 yaşını dolduruncaya kadar 60’ıncı maddenin birinci fıkrasının (c) bendinin (7) numaralı alt bendi kapsamında primi Devlet tarafından ödenmek üzere genel sağlık sigortalısı” sayılacağı, 6111 sayılı Kanunla 5510 sayılı Kanun’a eklenen geçici 30’uncu maddenin ikinci fıkrasında ise “01.10.2008 ila 31.12.2011 tarihleri arasında, geçici 12’nci maddenin beşinci fıkrası uyarınca tescili yapılanların sağlık hizmet sunucusuna başvuru tarihinden Kurumca tescil edildikleri tarihe kadar ki sürede 18 yaşını doldurmamış çocukları adına düzenlenen genel sağlık giderlerine ilişkin fatura tutarları hazineden karşılanmak üzere kurumca ödeneceği”, hüküm altına alınmıştır.
Bu açıklamalar çerçevesinde somut olayda; sanık …’un, kızı …’nun rahatsızlanması üzerine diğer sanık …’in kızı …’e ait kimlik bilgileri ile ona ait yeşil kartı kullanarak Dr. Sami Ulus Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde 11.12.2007 ve 12.12.2007 tarihlerinde tedavi ettirdiği anlaşılmış ise de; suç tarihinde tedavisi yapılan …’nun 12 yaşında olması ve ailesinin herhangi bir sosyal güvencesinin bulunmaması nedeniyle tedavi giderlerinin kurum tarafından yukarıda belirtilen yasa hükümlerince karşılanması gerekeceğinden kurumun herhangi bir zararından söz edilemeyeceği hususu gözönünde bulundurulduğunda, mahkemece sanıklar hakkında verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle, hükümlerin ONANMASINA, 07.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.