YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16731
KARAR NO : 2014/9203
KARAR TARİHİ : 08.05.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi hâlinde, nitelikli hali oluşmaktadır.
Sanığın, katılan sigorta şirketi ile imzaladığı acentalık sözleşmesi gereğince müşterilerinden topladığı 7.116,77 TL sigorta primini katılan şirkete vermeyerek mal edindiğinin iddia edildiği somut olayda; sanığın katılan ile aralarındaki uyuşmazlığın hukuki ihtilaf niteliğinde olduğunu savunmasına rağmen Beyoğlu 1. Asliye ticaret Mahkemesi’nde açılan dava, bu dava kapsamında alınan bilirkişi raporu, acentalık sözleşmesinin fesihedildiğine dair belgeler ile sanığın savunmasında suça konu miktarın kalan bakiyelerden oluştuğuna yönelik kısmi ikrarı birlikte değerlendirildiğinde sanığın sözleşmesinin feshedilmesine rağmen katılan şirkete intikal ettirmesi gereken bir kısım parayı mal edinmek suretiyle hizmet nedeni ile güveni kötüye kullanma suçunu işlediğine yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 300 tam gün olarak tayin edilmesi;
5237 sayılı TCK’nın 53/4. maddesi uyarınca kısa süreli hapis cezası ertelenen sanık için, aynı yasanın 53/1 maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla ” 300 gün”, “6000 TL” ve “5000 TL” terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80,00 TL” ibarelerinin eklenmesi, hükmün 4. fıkrasındaki TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin paragrafların tamamen çıkartılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 08.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.