YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16834
KARAR NO : 2014/9672
KARAR TARİHİ : 15.05.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın emekli olmak istediği, ancak bazı problemlerden dolayı olamadığı, bu durumu tanıdığı olan ….. isimli kişiye söylediği, …’in de Ankara SSK’da çalışan tanıdıkları olduğunu belirtip emeklilik işlemlerinde yardımcı olabileceğini söylediği, katılanın da bu teklifi kabul etmesi üzerine, birlikte Ankara’ya gittikleri, burada … adlı şahsın katılanı sanıklarla tanıştırdığı, akabinde sanıkların işini halledeceklerini söyleyip; katılandan SSK numarası, kimlik numarası ile 3700 TL para istedikleri, katılanın söz konusu evraklar ile parayı vermesi üzerine, sanıkların Ankara’da bulunan SSK binasının içine girerek işlemleri yapıyormuş gibi davrandıkları, bir müddet sonra binadan çıkarak birkaç gün içinde işlerin biteceğini katılana söyleyip birlikte oradan ayrıldıkları, sanıkların yaklaşık üç gün sonra cep telefonundan katılanı arayarak işlemler için para lazım olduğunu söyleyip tekrar para istedikleri, katılanın da 1380 TL’yi sanıklardan …’ın hesabına havale ettiği, katılanın daha sonraki günlerde işinin olup olmadığını sorup öğrenmek amacıyla sanıkları aramasına rağmen ulaşamadığı, bu şekilde sanıkların emeklilik işlerini halletmek vaadiyle katılanı kandırıp haksız menfaat temin etmek suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1- Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanık savunması, katılan ifadesi, teşhis tutanağı, banka dekontu ve tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesi kapsamında, aynı suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünün birden fazla ihlal ederek, değişik zamanlarda birden fazla kez haksız menfaat temin etmiş olması karşısında, zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayarak eksik ceza tayin edilmesi, aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Sanığın aşamalarda değişmeyen ifadesinde, suçlamaları kabul etmemesi, katılanın … isimli şahsı tanımadığını, sadece bu şahsın hesabına para havale ettiğini, Ankara’ya gittiğinde sanık … ile ismini bilmediği bir bayanla tanıştığını belirtip bu şahısların kendisini dolandırdığını beyan etmesi, katılana soruşturma ve kovuşturma aşamasında kendisini dolandıran şahıslardan birisinin sanık olup olmadığı hususunda herhangi bir canlı teşhis yaptırılmamış olması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından; katılan ile sanığın mahkemede yüzleştirilerek katılanı dolandıran şahsın sanık olup olmadığının kesin olarak belirlenmesi, bu mümkün olmadığı taktirde sanığın teşhise elverişli önden ve yandan çekilmiş fotoğraflarının temin edilerek katılanın kesin teşhisinin sağlanmasından sonra toplanan tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 15.05.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.