Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/16898 E. 2014/9389 K. 13.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16898
KARAR NO : 2014/9389
KARAR TARİHİ : 13.05.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet, ceza verilmesine yer olmadığına

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık …’e hükmedilen cezanın nev’i ve miktarına göre yasal koşulları bulunmadığından, katılanlar vekilinin duruşmalı temyiz inceleme isteminin, 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma,bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir.Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Somut olayda; sanık …’nın katılanların vefat eden oğulları…’nun resmi nikahlı eşi olduğu, …’nın eşi …’ın 07/03/2008 tarihinde öldüğü,…’un ölümünden sonra İş Bankası Gaziantep Atatürk bulvarı şubesinde mevduat hesabı olduğunu öğrenen katılanların Nizip Sulh Hukuk mahkemesinden aldıkları veraset ilamı ile bankadan oğulları…’nun hesabındaki paranın payları oranında kendilerine ödeme yapılması için sanık … ile konuştukları ancak anlaşamadıkları, sanığın ödemeyi yapmamak için diğer sanık …’i terekeye karşı alacaklı göstermek istediği ve kendisi ile katılanlar hakkında takip talebinde bulunmasını, söylemesi üzerine sanık …’ın da …’nın akrabası olması sebebi ile bu teklifi kabul ettiği, İlhan’ın…’nun mirasçıları … Kutlu, … ve … hakkında Gaziantep 4. İcra Müdürlüğünün 2008/3633 esas sayılı takip dosyasında ilamsız takip yolu ile takip talebinde bulunduğu, sanık …’nın takibe itiraz edilmemesi için ve kesinleşmesi için … ve … ile aynı evde oturmadıkları halde birlikte oturduklarını beyan etmesi üzerine 4. İcra Müdürlüğü tarafından katılanlar adına çıkarılan ödeme emrini …’nın bildirdiği adrese çıkarması sonucu takibin kesinleştiği ve daha sonra…’nun bankadaki hesabından bulunan 50 000 TL ye haciz konulduğu ve bu paranın 04/08/2008 tarihinde İcra Müdürlüğünün hesabına aktarıldığı ve daha sonra İcra Müdürlüğü tarafından …’e ödendiği, İlhan’ın da anlaşmaları gereği bu parayı diğer sanık …’ya verdiği, her ne kadar sanık … Kutlu’nun katılanlara karşı kamu kurumu niteliğinde olan icra dairesini aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği anlaşılmış ise de; TCK’nın 167/1. maddesi gereği sanığın eylemi Kayınbabası ve kaynanasına karşı gerçekleştirmesi nedeniyle ceza verilemeyeceği anlaşıldığından bu sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına, sanık …’in icra dairesini aracı kılmak suretiyle şikayetçilere karşı dolandırıcılık suçunu gerçekleştirdiği anlaşıldığından mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir,
1-Sanık … Kutlu hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesinde,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesinde,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … ve katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi,

2-5237 sayılı TCK’nın 53/3. maddesi uyarınca hapis cezası ertelenen sanık için, aynı yasanın 53/1-c maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … ve katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı Kanun’un 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasın da ki TCK’nın 53. maddesinin 1. fıkranın (c) bendinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamı ile adli para cezasına ilişkin sırasıyla “600 gün” “500 gün” ve “10.000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” “4 gün” ve “80 TL” adli para cezası ibaresinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 13.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.