Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/17035 E. 2014/4152 K. 06.03.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17035
KARAR NO : 2014/4152
KARAR TARİHİ : 06.03.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi,bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kullanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanığın annesine ait daireyi satmak üzere emlakçılık yapan katılan ile anlaştığı ve ondan 1.000 TL kapora aldığı, bu tanışmaya müteakip … Defterdarlığı Milli Emlak’a ait satılık ucuz daireler olduğunu, satın almasında ona yardımcı olduğunu söyleyerek onu … Defterdarlığı’na götürdüğü, dilekçe verdiği ve bu iş için aracılık hizmeti olarak 10.000 TL para aldığı, karşılığında aynı miktarda bono tanzim edip verdiği, aracı olduğu dairelerin satışını sağlayamadığı gibi 10.000 TL’nin de iade etmediğinin iddia edildiği somut olayda; kapora alınan dairenin suç tarihi itibariyle sanığın kardeşi … adına kayıtlı olduğu, sanık ile yapılan sözleşmede satışın gerçekleşmemesi halinde halinde ödenen bedelin iki katı olarak geri alınmasına ilişkin kayıt bulunduğu ve katılanın sanık hakkında icra takibinde bulunduğunun anlaşılması, Milli Emlak Müdürlüğü’ne kayıtlı bir dairenin satışının ne şekilde yapılacağını emlak komisyonculuğu yapan katılanın bilmesi gerektiği, tapuda kayıtlı bir taşınmazın hacizli olup olmadığını, kayyum tayin edilip edilmediği hususlarını araştırmadan ve incelemeden Milli Emlak Müdürlüğü servisinde görevli şahıslara verileceğinden bahisle sanığa 10.000 TL para verildiği ve bu paranın karşılığında bir adet 24.10.2005 düzenleme tarihli 10.000 TL bedelli bononun alındığı, bilahare senedin katılan tarafından icraya konulması azara alındığında, ortada sanık tarafından nitelikli yalan sayılabilecek aldatıcı nitelikte hileli bir davranışının bulunmadığı anlaşılmakla, beraatine dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 06.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.