YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17084
KARAR NO : 2014/9639
KARAR TARİHİ : 15.05.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın kızı olan Kübra Kesikçi’nin annesine haber vermeden İskenderun’da yaşayan baba bir ağabeyi Hakan Kesikçi’nin yanına gitmesine rağmen sanığın katılanı iletişimin tespiti kayıtlarına göre 13 kez telefon ile arayarak mafyanın kaçırdığını söylediği kızını 230.000,00 TL para vererek kurtardığını, yoğun bakımda yatan kızı için ihtiyaç olan 750,00 TL parayı göndermesini istediği, katılanın 100,00 TL parasının olduğunu beyan etmesi üzerine bu kadar parayı verdiği hesap numarasına havale etmesini söylediği, suçta kullanılan hesap numarası araştırıldığında sanığa ait olduğunun tespit edildiği ve Ziraat Bankasının
23.11.2005 tarihli cevabi yazasında paranın bizzat sanık tarafından çekildiğinin bildirildiği, katılanın arandığı telefon numarasına ait abone sözleşmesi getirtildiğinde de sanık adına düzenlendiğinin anlaşıldığı somut olayda; sanığın daha önce alacağı olduğu ve cep telefonunu bir süre kullanması için verdiğini iddia ettiği … isimli arkadaşının alacağına karşılık banka hesabına 100,00 TL havale geldiğini söylemesi üzerine bankadan bu parayı çektiğini savunmasına karşın, … isimli şahsın kim olduğunu ispat edememesi karşısında dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozma üzerine yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafii ve katılanın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 100 tam gün olarak tayin edilmesi;
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii ve katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “100 gün”, “83 gün” ve “1.660,00 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”,”4 gün” ve “80 TL” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 15.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.