Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/17089 E. 2014/9647 K. 15.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17089
KARAR NO : 2014/9647
KARAR TARİHİ : 15.05.2014

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın eşi olan…’nin çalıştığı inşaattan düşüp boynunu kırması üzerine, sanığın, amcasının oğlu olan…’yi emekli edebileceğini söyleyerek 1500,00 TL para istediği, katılanın borç alarak 600,00 TL parayı kız kardeşi olan ve tanık olarak dinlenen …’ye havale ettiği, onun da parayı alıp sanığa teslim etmesi için verdiği katılanın oğlu …’nin beyan ettiği üzere bu paranın üstüne 400 TL daha koyarak toplam 1000,00 TL parayı sanığa elden teslim ettiği, sanığın iş bitip, maaş bağlanınca 500,00 TL daha alacağını söylediği somut olayda; sanığın emeklilik işlemleri için şikayetçiden 150,00 TL yol parası aldığını ve üstüne de kendisinin 50,00 TL daha para koyarak kim olduğunu ispat edemediği …’yü işlemleri takip etmesi için Ankara’ya gönderdiğini, daha sonra evrak takibinin suç olduğunu öğrenince bu işle uğraşmaktan vazgeçtiğini katılana söylediği şeklindeki inkara yönelik savunmasına itibar edilmeyerek dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine,ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 100 tam gün olarak tayin edilmesi;
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “100 gün” ve “2.000,00 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün” ve “80,00 TL” ibaresi eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 15.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.