YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17201
KARAR NO : 2014/10213
KARAR TARİHİ : 22.05.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, şehirlerarası yolculuk yaptığı sırada, katılanın eşi olan tanık … Arıcı ile tanıştığı, akabinde tanık ile sohbet ettikleri esnada tanığın babasından kalma Ankara ili Gölbaşı ilçesinde 20– 25 yıldır emlak borcu bulunan arsalarının olduğunu öğrendiği, bunun üzerine sanığın gerçek olmadığı halde emlakçılık yaptığını ve bu hususta yardımcı olabileceğini beyan ederek tanık …’ye telefon numarasını verip, onun da telefonunu aldığı, daha sonra sanığın telefon ile tanığı arayarak arsalarından imar geçtiğini, emlak borçları olduğunu, para göndermeleri halinde bu işleri halledebileceğini belirtip para istediği, tanığın da bu durumu eşi olan katılana söylemesi üzerine, katılanın da buna inanarak sanığın hesabına 1528 TL havale gönderdiği, bir müddet sonra sanığın tekrar katılan ve tanıktan para istemesi üzerine katılanın bu durumdan şüphelenerek Gölbaşı Belediyesi’ni aradığı ve gerçekte borçlarının 41 TL olduğunu öğrenerek dolandırıldıklarını anladığının iddia edildiği olayda; sanık savunması, katılan ile tanık ifadesi, banka dekontları ve tüm dosya kapsamına göre suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla, bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “120 gün”, ”100 gün” ve “2000 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerlerine sırasıyla “5 gün“, “4 gün” ve “80 TL“ adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 22.05.2014 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.