YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17209
KARAR NO : 2013/18604
KARAR TARİHİ : 27.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Üst Cumhuriyet savcısının temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Üst Cumhuriyet savcısının, 28.12.2007 tarihinde verilen hükmü, 1412 sayılı CMUK’nın 310/3 maddesinde belirlenen bir aylık süre geçtikten sonra 02.04.2008 tarihinde temyiz ettiği anlaşılmakla, vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317.maddesi uyarınca REDDİNE,
2-Özel belgede sahtecilik suçundan kurulan hükmün temyiz incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
3-Güveni kötüye kullanma suçundan kurulan hükmün temyiz incelenmesinde;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Katılan …’in yetkilisi olduğu … A.Ş.’nin muhasebe bölümünde çalışan sanığın, bankadan şirket adına 7.300 TL. çektiği halde bu parayı şirkete teslim etmediği yine şirkete ait makbuzlar ve faturalar üzerinde tahrifat yapmak suretiyle tahsil ettiği paraları uhdesinde tuttuğu anlaşıldığından, eyleminin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın, farklı zamanlarda tahsil ettiği paraları şirkete vermediğinin kabulü karşısında, zincirleme suç hükümleri uygulanarak tayin olunan cezanın 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesi gereğince artırılması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine ancak;
Hükmolunan adli para cezası tayininde 5237 sayılı TCK’nın 61/8 maddesi hükmü karşısında adli para cezası hesaplanırken bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik arttırma ve indirimlerin gün üzerinden yapılması ve sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması sonucu belirlenmesi gerektiği halde yazılı şekilde hüküm kurularak sanığa fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından sırasıyla “1285 gün”, “25.700 TL” ve “21.417 TL” adli para cezası teriminin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “1285 gün”, “1070 gün” ve “21.400 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle, sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.