YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17222
KARAR NO : 2014/10226
KARAR TARİHİ : 22.05.2014
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’nun, yanında … isimli açık kimliği belirlenemeyen bir şahısla birlikte 17.06.2005 günü saat:12.00 sıralarında Esenler ilçesi Atatürk Caddesi üzerindeki döviz bürosunun önüne gelerek etrafı takibe başladıkları, bu sırada katılan …’in döviz bozdurmak için döviz bürosuna girdiği, … isimli şahsın da katılanın peşinden döviz bürosuna girdiği ve fiyatlara bakmaya başladığı, … isimli bu şahsın katılana ileride başka bir dövizci olup, onun da fiyatlarına bakmalarını tavsiye ve teklif ettiği, bu şekilde birlikte yolun karşısındaki diğer dövizciye gittikleri, şahsın yeniden katılana son durak mevkiinde bulunan dövizcinin daha farklı fiyatlar verdiğini söyleyerek dövizi oradan almalarını teklif ettiği, katılanın 100 ABD doları bozduracağını söyleyip, şahsın teklifini kabul etmediği, bu şekilde dövizciden yaklaşık 10 m kadar ilerledikleri, bu sırada … isimli bu şahsın yere eğilerek içerisinde bir şeyler sarılı bulunan mendil alarak mendilin içine
bakıp “para buldum, gel bölüşelim” diyerek katılanın koluna girdiği, katılanın kabul etmediği, ancak bu şekilde birlikte parka girdikleri, … isimli şahsın katılana parayı saymayı teklif ettiği, katılanın ayrılmak istemesine rağmen, bu şahsın katılanı bırakmadığı, tam bu sırada yanlarına sanık …’nun soluk solağa bir vaziyette gelip kendisini Yahudi iş adamı olarak tanıtıp, mendile sarılı çok miktarda para kaybettiğini söyleyip koşarak giden iki kişi görüp görmediklerini sorduğu, … isimli şahsın görmediklerini söylediği sırada katılanın araya karışarak, …’a bulduğu mendil içindeki parayı sanığa vermesini söylediği, …’ın sanık …’na cüzdanını gösterdiği, katılanın da cüzdanını göstermesini istedikleri, katılanın göstermek istememesine rağmen sanığın ve … isimli şahsın ısrarları üzerine gayri ihtiyarı olarak cüzdanını çıkartarak içindeki 200 ABD dolarını gösterdiği, … isimli şahsın parayı göstererek “sanığın ikna olmasını sağlayalım” şeklindeki teklifi üzerine katılanın 200 ABD dolarını çıkararak..l isimli şahsa verdiği, sanığın bu paranın kendi parası olmadığını söylediği, … isimli şahsın parayı beyaz bir kağıda sarmaya başladığı, katılanın itiraz etmesi üzerine şahsın sözde kağıda sarmış olduğu dolarları katılana verdiği ve yerden almış olduğu mendil içindeki tomarı da sanık …’na vererek, sözde kızgın hareketlerde bulunarak uzaklaştığı, sanık …’nun da mendili alıp uzaklaşmaya başladığı, katılanın kendisine verilen beyaz kağıdı yokladığında kalın gelmesi üzerine kontrol ettiğinde içinde parasının olmayıp, kağıt parçaları olduğunu görüp “hırsız var” şeklinde bağırması üzerine önceden kendisini tanıyan tanık Hüseyin Kırmızı’nın yardımı ile yaptıkları çevre araştırmasında sanık …’nu yakaladıkları olayda, dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Sanık hakkında temel ceza tayini sırasında hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırdan belirlendiği halde adli para cezasının alt sınırdan uzaklaşılarak tespit edilmesi,
2- TCK’nın 53.maddesinin 3.fıkrası uyarınca 53/1-c bendindeki “velayet hakkından; vesayet ve kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun” sadece sanığın kendi altsoyu yönünden koşullu salıverme tarihine kadar süreceği, altsoyu haricindekiler yönünden ise yoksunluğun hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “30 gün”, “25 gün” ve “500 TL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi, 5237 sayılı TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkartılıp yerine, “TCK’nın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın (c) bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” ibaresinin eklenmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 22.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.