Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/17338 E. 2014/9977 K. 21.05.2014 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17338
KARAR NO : 2014/9977
KARAR TARİHİ : 21.05.2014

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği,fiille olan ilişkisi,mağdurun durumu,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
… ve .. oğlu sanık …’ın Karaman Valiliği’ne yapmış olduğu yeşil kart başvurusu sırasında, üzerine kayıtlı gayrimenkul olmadığına ilişkin belge istenmesi üzerine Karaman Tapu Sicil Müdürlüğü’ne başvurduğu, burada bilgisayardan yapılan kontrolde adına tapu kayıtlı arsa olduğunun söylenmesi üzerine, sanığın Karaman Belediyesi İmar Müdürlüğü’nde çalışan ve uzaktan akrabası olan sanık …’la temasa geçtiği, aslında bu arsanın 1970 doğumlu … ve Ümmü oğlu olan ve sanıkla aynı adı taşıyan müşteki …’a ait olduğu, sanık …’nin Belediyedeki konumundan faydalanarak, önce arsanın yerini tespit ettiği, kendilerine ait olmadığını açıkça bildikleri bu arsanın kıymetli olduğunu farketmeleri üzerine satmaya karar verdikleri, bunu temin için sanık …’nin uzun yıllardır Belediye’de çalışmasının ve Tapu’da çalışan görevlileri tanımasının da etkisiyle Karaman Tapu Sicil Müdürlüğü’nde müdür yardımcısı olarak çalışan tanık …’i aradığı ve arsanın ada parsel
numarasını vererek malikinin kim olduğunu öğrendiği, ardından sanık …’nin bir saat sonra tanık…’i tekrar arayarak biraz önce sorduğu arsa malikinin amcasının oğlu olduğunu, fakat bu kişinin tapusunu kaybettiğini söyleyerek tapu belgesini nasıl alabileceğini sorduğu, tanık …’in tarifi üzerine sanık …’ın kendisini malikmiş gibi gösterip tapu kaydı aldıktan sonra, müştekiye ait arsayı Karaman Belediyesi’nde çalışan temyiz dışı sanık … Yiğen’e 20.000 Euro’ya sattığı, paranın bir kısmını sanık … …’nin aldığı, bir kısmını da sanık …’nin aldığı, müştekinin yurtdışında olması nedeniyle olaylardan haberdar olmadığı, emlak beyannamesini vermek üzere Belediyeye giden müştekinin babası …’nın bir an için karışıklığı farketmesine rağmen sorun olmadığı söylenerek oyalandığı ve kendisine arsanın satılmış olduğunun söylenmediği, yazın izne gelen ve arsasını satmak isteyen müştekinin durumu öğrendiğinde sanıklara durumu düzeltmesi için fırsat verdiği, ancak sanıkların müştekinin zararını gidermedikleri, arsayı satın alan…’in de, bir süre sonra bu arsayı … isimli şahsa sattığı, böylece sanıkların eylem ve fikir birliği içinde hareket ederek, gerçekte müştekiye ait olan taşınmazı, isim benzerliğinden yararlanarak kendilerininmiş gibi başkasına satıp tapuda tescil ettirmek suretiyle haksız menfaat temin ederek nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1-Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararı ile her iki sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanıklar, müşteki ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, suçların sanıklar tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık, müşteki ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamına göre, suçun sanık tarafından işlendiği sabit olmakla bu gerekçelere dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanık müdafiinin 16/02/2010 tarihli dilekçesindeki, sanık hakkında lehe hükümlerin uygulanması isteminin, 5237 sayılı TCK’nın
52/4. maddesindeki taksitlendirme istemini de kapsadığı gözetilmeden, bu konuda olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 21/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.